EstetikHaber >
Etiket :

kısa yolu ile işaretlenmiş estetik haber, estetik bilgi, estetik video ve resim listesi. konusunda EstetikHaber sitesinde yazılmış haber ve bilgiler..

Kırışıklıklardan kurtulmak isteyenler için hyalüronik asit üreten pek çok firma dudağa özel, kimyasal bağlarla kuvvetlendirilmiş yeni hyalüronik asitli ürünleriyle daha kalıcı seçenekler sunma yarışındalar. Bir diğer geçici çözüm de uzun yıllardır kullanılan, sığırlardan elde edilen ‘kollajen’ dolgusu. Uygulama öncesi, mutlaka test gerektirdiği için bugün eski önemini yitirmiş olsa da hala pek hekimin tercih ettiği bir maddedir. Etki süresi ise yine altı aydır.

Kalıcı maddeler grubunun en bilineni, ülkemizde ve pek çok batı ülkesinde kullanımı yasak olan ‘enjektabl sıvı silikon’dur. Doğal olmayan görünümlere yol açan, sağlık açısından ciddi riskleri bulunan madde artık kullanılmıyor. Onun yerine, içeriği poliakrilamid ve türevleri olan pek çok sentetik madde, dudaklarını kalıcı olarak dolgunlaştırmak isteyenler için en uygun ve sağlıklı çözümü oluşturuyor. Bu tür madde uygulamalarının geriye dönüşü olmadığının bilinerek yola çıkılması ve doğru materyal seçimi, sonraki memnuniyetsizlikleri önlemek açısından oldukça önemlidir.

Dolgu maddeleri ile elde edilen görünümle yetinemeyen, daha belirgin dudaklar isteyenler için ise cerrahi olarak yerleştirilen implantlar veya cerrahi yolla yapılan kalınlaştırma işlemleri ise halen geçerli çözümlerdir. Uzun süre sigara kullanımı ve yaşla ortaya çıkan, dikine dudak çizgilerine, modern tıp çeşitli çözümler sunmaktadır.

‘Barkod çizgileri’ de denilen bu tür kırışıklıkların tedavisi, çizgilerin derinliğine öncelikle dudak çevresinin kimyasal fiziksel yolla soyulmasıyla başlar. Çizgilerin daha yüzeysel olduğu hallerde, soymadan da, kollajen yapımını uyarmak mümkündür. Bu amaçla, lazer veya diğer ışık kaynaklarından yararlanılır. Dolgu işlemi, çizgiler hafifletilip, belli bir düzeye getirildikten gerçekleştirilir.

Görüldüğü gibi estetik tıptaki bu gelişmeler sayesinde daha dolgun ve etkileyici dudaklar artık uzak bir hayal değil. Dileyen kadın şiirlerde gonca güle, tatlı-sulu meyvelere benzetilen etkileyici dudaklara sahip olabilir ve bu dizeler sanki kendisi için yazılmış gibi özel hissedebilir.

Bu amaçla hangi maddeler kullanılıyor? Dudaklarda kullanılan dolgu maddeleri, geçici ve kalıcı olanlar şeklinde iki gruba ayrılır. Geçici olan dolgu maddelerinden, bugün için en sık yararlanılanı içeriği ‘hyalüronik asit ve türevleri’ olan dolgu maddeleridir. Bunlar, altı ay gibi bir süre etkisini korur. Zamanla vücut bu maddeyi tıpkı kendi maddesiymiş gibi metabolize ederek harcar. Dolayısıyla altı ayda bir yenilemek gerekir.

Bu grup, her zaman, dudak kalınlaştırmada doğal görünüme önem verenler için en doğru tercihtir. Belki dayanma süresi kısa gözükebilir, ama sağlık açısından da en güvenilir seçeneği oluştururlar. Üstelik yeni, dolgun dudaklarından hoşnut kalmayanlar için altı ay beklemeden de geriye dönüş mümkündür. ‘Paris Lip’ adı verilen, vermilyonun doldurularak, yalnızca dudak kontürünün belirgin kılındığı bir teknik veya dudağın kırmızı renkli mukozasının doldurularak, hacminin artırıldığı bir başka teknik seçilerek, yaklaşık 20 dakika gibi kısa bir sürede uygulama yapılır. Bir miktar anestezi gerekebilir, çünkü dudak sinirsel açıdan yoğun bir bölgedir.

Dudaklarınızı nemlendirmek için asla ıslatmayın, bunun yerine yağlı, E vitamini ve bitkisel bazlı kremleri tercih edin.

Dudaklarda, diğer vücut bölgelerindeki gibi, yağ ve terbezleri, kıl follikülleri yoktur. Dolayısıyla doğal koruyucu sıvı ve yağ tabakası da bulunmaz. Bu nedenle kolaylıkla kurur ve dış etkenlere açık hale gelir. Dudak hareketlerini, kimileri kasılırken, kimileri gevşeyen 12 farklı kas idare eder.

Estetik cerrahide bazı anlamını bilmediğiniz sözcükler ve anlamları:

Poliakrilamid: Yumuşak dokular için dolgu maddesi olarak kullanılan sentetik bir bileşiktir. Bir tür pleksiglas da denilebilir. Kollajen: Memelilerde bağ dokusunu oluşturan en önemli yapısal proteindir. Deri ve damar duvarının elastikiyetini sağlar; kıkırdak, bağ, tendon, kemik ve diş gibi yapıların ana maddesini oluşturur.

Antioksidan: Vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan alınan sigara, kirli hava ve alkol gibi zararlı maddeleri etkisiz hale getiren özel maddelerdir.

Komedon: Yağ bezinin cilt yüzeyine açılan kanalının kısmen veya tamamen tıkanması sonucu oluşan, siyah veya beyaz noktalara verilen addır. Aknenin ilk evresidir.

Vermilyon: Dudağı çevreleyen deri ile dudak mukozasını ayıran kenara verilen addır.

Yorum Yok

İstemediğiniz kilolardan kurtulmak için diyet listelerine teslim olmak istemeyenler, çok daha hızlı ve kalıcı kilo kaybederek, incecik olmak isteyenler için yeni bir imkan daha. Bu cihaz, böbrek taşı kırma yönteminde olduğu gibi, odaklanmış ses dalgalarıyla çalışarak, yağları geri dönmemek üzere yok eden bir sisteme dayanıyor. Yeter ki bir daha kilo almayın, beslenmenize dikkat edin. Böbrek taşlarını kıran ses dalgalarının yağları da yok edebileceğini düşünerek, aynı mantıkla çalışan bir zayıflama cihazı üreten bilim insanları, kalıcı güzellik ve dinçliğin imkanlarını zorluyorlar.

Teknolojinin sunduğu imkanları hastalarıyla vakit kaybetmeden buluşturmak isteyenlerin başında Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doktor. Ziya Şaylan geliyor. İstenilen vücut şekline kavuşmak için bazen sağlıklı beslenmek ve sağlıklı yaşamaktan çok daha fazlasının gerekebileceğine dikkat çeken Doktor. Şaylan, Türkiye’ye yeni getirdiği ‘Ultrashape’ cihazı yardımıyla hastalarının yağlarından kurtulmasına yardımcı oluyor.

AMELİYATSIZ YAĞ EMME
Doktor. Şaylan, ultrashape yöntemiyle hastalarının kalıcı zayıflığa nasıl kavuştuklarının aşamalarını şöyle anlatıyor:
“Ultrashape, yağ hücrelerini ses dalgaları ile parçalayarak herhangi bir yan etkisi olmadan operasyonsuz, iğnesiz ve gözle görülebilen bir şekilde vücudunuzu şekillendirecektir. Uygulama muayenehanede yapılabilen rahat bir işlemdir ve tedavi sonrası derhal işinize dönebilirsiniz. Ultrashape odaklanmış ses dalgaları (ultrason) ile böbrek taşı kırma yönteminin benzeri bir mekanizma ile yağ hücrelerini parçalanarak kalıcı olarak yok eden bir uygulamadır. Bu özelliğinden dolayı Ultrashape Liposuction’ın (yağ emme) tek operasyonsuz alternatifidir ve Avrupa’da ‘Operasyonsuz Liposuction’ olarak adlandırılmaktadır. Parçalanan yağ hücreleri tamamen doğal yolla vücuttan uzaklaşır. Uygulama yaklaşık 1 saat sürer ve ağrısızdır, herhangi bir iğne veya cerrahi alet kullanılmaz. Dört haftada bir tekrar edilebilir ve genellikle 3 seans yeterlidir. Dünyada uygulama yapılan birçok ülkede şimdiye kadar hiçbir yan etki görülmemiştir. Öğle tatili kadar kısa bir zamanda gerçekleştirilen bu yöntemin sayesinde tek uygulamadan sonra 2-4 hafta içerisinde mesela bel çevresinde bir beden kadar bir incelme görülebilir. ‘Walk in, Walk out’ denilen yürüyerek geldiğiniz ve sonrasında yürüyerek eve gittiğiniz yani iyileşme süreci olmayan ağrısız ve güvenli bir uygulamadır.”

ZAYIFLLAKİN YÖNTEMİ DEĞİL
Ultrashape’in bir diğer önemli özelliği salt zayıflama yöntemi olmaması. Son derece güvenli ve sadece yağ dokularına etkili olduğu için, damar ile sinirlere herhangi bir zarar vermiyor. Uygulama sonrasında 4 gün süresince parçalanan yağların vücuttan tamamen atılabilmesi için özel bir karbonhidrat ve yağ kısıtlayıcı, sebze ve protein ağırlıklı bir diyet öneriliyor.
Ultrashape’in kesinlikle önerilmediği bir grup insan var ki bunlar sırasıyla; karaciğer yetmezliği, kalp pili olanlar ve gebeler. Ultrashape uygulaması normal veya az kilolu erkek ve kadınların arzuladıkları vücut şeklini elde edilmeleri için geliştirilen bir yöntem olduğu için, belirli bir yağ dokusu kalınlığı (hedef doku) gerektirdiğinden daha çok karın, bel ve basen bölgelerine uygulanıyor. Uygulama sırasında bilgisayar sayesinde yağ dokusu taranıyor ve kullanılacak enerji ve atış sayısı belirleniyor. Bu, operasyon sonrasında vücutta olukların veya çukurlukların oluşmasını önlüyor.

Doktor. Ziya Şaylan, uygulama sonrası bir ay kadar kısa bir zamanda kişinin vücudunun yeni şeklinin keyfini çıkarabileceğini vurgulayarak, yöntemin artılarını şöyle aktarıyor:
“Tek bir uygulama sonrasında vücut çevre ölçüsünde ortalama 2,5 cm incelme görebilirsiniz. Bu ortalama bir beden küçülmeye denk gelir. Uygulama ağrısız olduğundan anestezi veya uyuşturucu bir krem gerektirmez. Hastaların çok büyük bir çoğunluğu hafif bir yanma hissinden başke bir şey hissetmediklerini belirtmişlerdir. Bilgisayar dokunuzu tarayıp gereken dozu ve atış sayısını kendi hesaplar. Tedavi biter bitmez günlük işlerinize veya ailenizin yanına dönebilirsiniz. Herhangi bir iyileşme süreci yoktur ve takip gerektirmez. Cilt yüzeyi düzgün ve pürüzsüz kalır. Tedavi sırasında sadece yağ hücre parçalanır. Trigliserit olarak bilinen yağ hücresi içeriği hücreler karaciğere taşınır. Karaciğere gelen yağ ile besinler aracılığıyla barsaklardan gelen yağ arasında hiçbir fark yoktur. Ultrashape’ in parçaladığı yağlar da doğal yağlar gibi işlem görürler ve atılırlar”.

ULTRASHAPE’İN AVANTAJLARI
- Yaz aylarında da uygulanabilinir.
- Sadece yağ dokusuna etkilidir, sinir ve damarlara zarar vermez.
- Ağrısız ve iğnesizdir, herhangi bir cerrahi müdahele gerektirmez.
- Uygulamadan hemen sonra işinize dönebilir veya evinize gidebilirsiniz.
- Tek bir uygulamadan sonra bile beden ölçünüzde bir ufalma gözlenebilir.
- Komputer tarafından planlanması nedeni ile çukurlar ve oluklar oluşmaz.
- Şu anda yağ emme yöntemine en iyi alternatiftir.

Gazeteport.com

74 Yorum

Acaba Estetik operasyonları devlet karşılıyormu? bu konumuzda bunu ele aldık.

Hekim ve diş hekimi muayenesi, ayakta tedavide verilecek hizmetler ve ayaktan tedavide sağlanan ortez, protez, iyileştirme araç ve gereç bedelleri için yüzde 0 ile 50 oranı arasında katılım payı alınacak. Katkı payı net asgari ücreti geçmiyor.

Herkes doktorunun istediği önlem ve önerilere uymakla yükümlü olacak. Uyulmaması yüzünden tedavi süresi uzar, malul kalınır veya malulluk derecesi artarsa ek masrafların yüzde 50′si sigortalıdan tahsil edilemiyor.

Tıbbi gereklilik dışında estetik ameliyatlar, Tüp bebek, kaplıca tedavileri sigorta kapsamı dışındadır.

Sosyal güvenlik reformu için düğmeye basıldı. Reformu, “Toplumsal dönüşüm projesi” olarak tanımlayan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Tuncay Teksöz herkes daha eşit olacak dedi. Genel Sağlık Sigortası, Emeklilik ve Sosyal Güvenlik Kurumu kanun taslaklarını SABAH’a anlatan Teksöz, nüfusun tümünün sigorta kapsamına alınacağını, ayrımcılığa son verileceğini, sağlık ve emeklilik hizmetlerinin vatandaşa götürüleceğini, artık kurumların vatandaşın üstünde değil, onların hizmetinde olacağını vurguladı.

TEK ÇATI KURULUYOR
IMF’yle Stand by imzası için ön koşul olan, IMF Başkanı Rato’nun “Artık Türkiye’nin yeni gündemi sosyal güvenlik olacak” dediği reformda, Genel Sağlık Sigortasının 2005 yılının ilk yarısında, emeklilik düzenlemesi ve Sosyal Yardım uygulamalarının ise 1 Ocak 2006′dan itibaren hayata geçmesi öngörülüyor.

Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur, Genel Sağlık Sigortası, Emeklilik Sigortası ve Primsiz Ödemeler Genel Müdürlükleri “Sosyal Güvenlik Kurumu” (SGK) Başkanlığı’nın çatısında toplanacak. Söz konusu kurumlara ait kimi birimler kapatılırken, kimileri de birleştirilecek. SGK’nın bir Genel Kurulu, Danışma ve Yönetim Kurulları oluşturulacak.

Bankaların şube örgütlenmesine benzer olarak, stratejik kararlar merkezden alınacak ancak vatandaşın kurumla ilgili tüm işlemleri tüm Türkiye’de ilçe bazında yaygınlaştırılacak Sosyal Güvenlik Merkezlerinde yapılacak. Genel Sağlık Sigortası yasa taslağına göre tüm toplum doğuştan sigortalı olacak. 18 yaşından küçükler, bakıma muhtaçlar ve hamilelerin prim ödeme şartı kalkacak. Yoksulluk sınırı altındakilerin ise primini devlet ödeyecek.

4 Yorum

Estetik ameliyatlarda doktor seçimi çok önemlidir. Peki ben doğru doktoru nasıl bulurummu diyorsunuz? Ozaman yazımızın devamını okuyunuz..
Ünlü cerrahlardan biri olan Florence Nightingale Hastanesi Göz Bölümü Direktörü Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, en iyi doktorun nasıl seçilmesi gerektiği konusundaki soruları yanıtladı:

* İyi doktor en popüler olan doktor mu?
Popülaritenin içinde muhakkak en iyi olma kavramı da var. Bir cerrah öyle kolay kolay popüler olamaz, artık popüler olduysa; bu, onun aynı zamanda iyi olduğu anlamına da gelir.

* Nasıl ünlü cerrah olunur; çok ünlü kişileri ameliyat ederek mi, çok zor ameliyatlara imza atarak mı?
Bunların hepsi birbirine bağlı. Zor ameliyatlar yaptığı için önce cerrahın ismi ve hastanesi ön plana çıkar. Daha sonra diğer hastanelerde yapılamayan ameliyatlar için o adres gösterilir. Artık referans merkezi olur. Ardından da zaten ünlü hastalar onu bulur. Bunların hepsi birbirine zincir gibi bağlı. Ama hepsinin altında yatan neden; o hekimin diğerlerinden farklı olması.

* Pahalı doktor iyi doktor mu?
Genelleme yapmayalım ama her şeyin iyisi daha pahalı. Çünkü cerrahide icrahi sanat yapılır. Cerrahi bir sanattır, aynı bir ressamın yaptığı resim gibi. Ressamın pahalısı her zaman iyi mi? Peki hekimin pahalısı her zaman iyi mi? Sanatı değerlendirme açısından fiyatın bir önemi varsa, ameliyatı değerlendirme açısından da olabilir.

* Özellikle rekabetin yoğun olduğu alanlarda (göz, kadın doğum, estetik gibi) doktor nasıl seçilmeli?
Rekabetin olduğu yerde ürün daha iyidir. Ama bizde fiyatla hasta doğrudan karşı karşıya geldiği için, rekabetin kaliteye etkisinden çok, fiyata etkisi oluyor. Hasta tedavisinin fiyatıyla çok içli dışlı olduğundan, kendisi için en iyi tedaviyi seçerken fiyatını baz alıyor. Bu da bazen hastayı en iyi doktoru seçmek yerine, daha ucuz ve reklamı bol olan doktora götürüyor.

* Siz ameliyat olmak isteseniz cerrahınızı nasıl seçersiniz?
Ameliyathane hemşiresi ve ameliyathane personeline sorarım. İyi cerrah ameliyathanede anlaşılır; ameliyathanedeki hemşire ve personel, hastalarını kime gönderiyorsa, o hekim iyidir.

* Hastayla riskler paylaşılmalı mı?
Her türlü cerrahi risk, ameliyata girmeden önce hastayla paylaşılmalı. Hasta bunların hepsini bilmek durumunda. Bu durum kimi zaman hastayı paniğe sürükleyebilir, ama bunları bilmek hakkı. Ameliyata garanti veremezsiniz. Tıpta garanti yoktur, garanti veren yerler yanlıştır.

* Hangi operasyonlar için uzak da olsa en iyi doktora ulaşmak için yolculuk göze alınabilir?
Eğer çok ender bir hastalıksa ve bu başka bir yerde sıklıkla yapılıyorsa, orayı tercih edebilirim. Ama onun dışında, uzak mesafedeki hastaneler ve özellikle de yurtdışındaki merkezler, hastalar için zordur. Çünkü operasyondan sonra hastanın takibi gerekir. Yurtdışından belki ikinci ya da üçüncü fikir alınabilir ama ameliyat için kendi yaşadığı yere yakın bir yer tercih etmeli. Artık Türkiye’nin metropollerindeki sağlık hizmeti o kadar ileri ki, yurtdışına gitmek için bir neden yok.

* Tek bir hata cerrah için mesleğinin sonu olabilir mi?
Genellikle şöyle bir şey var; çok ameliyat yapan doktorun komplikasyonu da (hastalık sırasında ortaya çıkan olumsuzluklar) çoktur. Örneğin bir komplikasyon riski yüzde 2 ise bunu bin hastaya uygulayan doktorun 20 tane komplikasyonu olur. 30 tane ameliyat yapmış olan doktorun komplikasyonu olmaz. Komplikasyonu olmayan doktor, ya o ameliyatı az yapıyordur, ya da yalan söylüyordur. Benim için iyi doktor, komplikasyonunu düzeltebilendir. Bir doktor ‘benim hiç komplikasyonum yoktur’ derse, o doktordan kaçmak gerekli. Çünkü bu gerçeğe aykırı.

* İyi cerrahlar az mı konuşur?
İyi cerrah, çabuk karar verme yeteneği ile ölçülebilir. Övgüyü başkalarına bırakır, iyi olduğunu kendi söylemez. Ama hastayla iyi diyalog kurar. Hastaya her türlü komplikasyon hakkında bilgi verir ve bunları düzeltebileceğini söyler.

Ameliyat kampına girerim

* Ameliyata nasıl hazırlanıyorsunuz?
Ben ameliyat öncesi tamamen kampa girerim. Bir sporcunun kendisini hazırladığı gibi. O gün örneğin akşam üstü yediden sonra tamamen gevşeyip, dinlenirim. Fiziki aktivasyonu minimuma düşürerek, beslenmemde de çok seçici davranırım. Kahve, çay, alkol içmem. Erken yatarım, çünkü ameliyat sabahı erken kalkılır.

* Neden ameliyatlar hep sabah erken saatlerde yapılır?
Ameliyatlar, insanların en aktif olduğu saatlerde erkenden yapılmalı. İnsanların sabah uyanmalarının nedeni, kortizon seviyesinin en yükseğe çıkmasıyla o saatlerde en iyi performansı göstermemizdir. Uykudan taze kalkıp dinç oluruz. O yüzden hastalar için de ilk ameliyatlar en iyileridir. Bu performansı da herkesten beklerim, hademe dahil. Personel, hasta bakıcı ve hemşire de dahil olmak üzere bu şekilde özel olarak hazırlanmak zorunda. Çünkü ameliyat ekip işidir. Cerrah bu ekibin bir parçasıdır.

* Sizce hastalar hastane mi seçmeli doktor mu?
Doktor seçmeli, çünkü bu bir sanat, hastane ise sanat yapılan yerin akademisi. İyi doktor da zaten iyi hastane seçer.

* Doktorlar için zor hasta var mı?
Beklentisi yüksek hasta, zor hastadır.

Sabah

1 Yorum

İstanbul’un en güzel semtlerinden birisi olan Nişantaşı’nda şık, huzur dolu ve hijyenik bir ortamda karşılayarak kendilerini daha iyi ve güvende hissetmelerini sağlamayı amaç edinmiş İpeg estetik plastik cerrahi kliniği..

İstanbul Plastik ve Estetik Cerrahi Grubu (İ-PEG) 2006 yılında üç estetik ve plastik cerrah (Op.Dr. Çağrı Sade, Doç. Dr. İsmail Kuran ve Op. Dr. Akın Demiralay) tarafından kurulan estetik cerrahi ve güzellik merkezidir.

Kliniğimiz iki katlı, yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda hizmet vermektedir. Alt katta;

* Ameliyatsız güzellik olarak isimlendirilen LPG ( endormolagia ) ile anti- sellülit yaklaşımlar
* Thermage ile yüz ve tüm vücuttaki cilt gevşemelerinin ameliyatsız tedavileri
* Lazer cihazı ile epilasyon ve cilt yenileme işlemleri
* Ameliyathanemizde küçük cerrahi işlemler yapılmaktadır

Üst katta ise;

* Hastalarımızla görüşme, ameliyat sonrası kontrol gibi standart muayene hizmetleri
* Botox ile kırışıklık ve aşırı terleme tedavisi
* Dolgu maddeleri ile derin çizgilerin doldurulması işlemleri

Yorum Yok

Mutlu olup gülüyoruz, üzülüp ağlıyoruz. Kızıyoruz kaşlarımız çatılıyor, sıkılıyoruz alnımız çizgileniyor. Yüzümüz duygularımızın aynası oluyor. Gün içinde yaşadıklarımızla paralel binlerce mimik yapıyoruz. İşte bu mimikler gün geliyor, hoşa gitmeyen kırışıklıklar olarak yerleşiyor yüzümüze. Yerine göre kimi zaman kaz ayağı adını alıyorlar, kimi zaman dudak çizgileri. Mimik çizgileri, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle adeta cilde kazınıyorlar. Çizgilerin asıl nedeni ise cilt altındaki kasların kasılmasıyla üstteki deriyi çizgilendirmeleri oluyor. Tıp insanları bunlara ‘dinamik çizgiler’ adını veriyor. Yakın zamana kadar bu çizgilerin ameliyatsız çözümü zordu. Derken bu çizgileri doldurmak üzere dolgu maddeleri çıktı. Ama insanoğlunun ebedi güzelliği aramadaki çabaları bitmedi ve en nihayetinde botulinum toksininin (bildiğimiz botoks), dinamik çizgileri giderebileceği; şaşılığı tedavi etmede cerrahiye alternatif arayan Dr. Scott tarafından tesadüfen keşfedildi. Bugün botoks, tüm dünyadaki estetik uygulamalar arasında en çok uygulanan prosedür olarak ilk sıraya yerleşti.

MÜHİM OLAN DOĞRU DOZ
Botulinum toksini; estetikte bir kilometre taşı. Haftalardır cilt gençleştirme yöntemlerini anlatıp da ondan bahsetmemek mümkün mü? Bir de benden dinlemenizi istediğim için bugünün yazısını botulinum toksinine ayırdım. ‘Clostridium botulinum’ adı verilen bir bakteriden elde edilen bu arıtılmış ve zararsız hale getirilmiş toksin, bugün estetik uygulamalar dünyasında hekimin en önemli silahlarından biri. Çok küçük dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmaması en büyük avantajı. Kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak, belli bir süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini sağlıyor. Birkaç dakikalık acısız bir müdahale ile kaslar rahatlatılıyor ve 4-6 ay için bu çizgiler silinebiliyor. Çalışma prensibi şöyle: Hedefteki kasa enjekte edilen ilaç, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelliyor, sinirler ile sinirlerin ulaştığı kas arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösteriyor. Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlıyor. Alttaki kas kasılamayınca da üstteki deri çizgilenmiyor.

BURNA VE GÖĞSE DE BOTOKS
Ama işin sanatı da burada başlıyor. Çünkü hiç kimse, öncelikle o plastik ve mimiksiz suratları, asılmış kaşları, şeytani ifadeyi istemiyor; sırf bu çekincelerinden dolayı yaptırmaktan uzak durmayı tercih ettiklerini söylüyor. Uygulama noktaları ve dozu doğru seçildiğinde, doğal görünümü sağlamak kesinlikle mümkün. Zaten uygulamanın sanatından söz ederken de kastettiğim bu. Ne üstteki deriyi çizgilendirecek kadar kuvvetle kasılmalarına izin verilmeli, ne de mimik yapamayacak kadar bloke edilmeli kaslar. Dolayısıyla, aslında mimikleriyle çalışan tiyatro ve sinema oyuncularının bile doğal görünen uygulamalar yaptırmaları mümkün olabiliyor. Alın çizgileri, çatık kaşlar, göz kenarının ince kırışıklıkları, dudak üzerinin barkod çizgileri, boyundaki kimi çizgilenmeler ve çenedeki çukurlanmalar, klasik uygulama bölgeleri arasında yer alırken; son dönemde yeni uygulama alanlarının da eklendiğini görüyoruz. Kesinlikle ileri teknik ve deneyim gerektiren bu iki yeni uygulama alanı, botulinum toksini ile burun ucu ve meme kaldırma. Elbetteki cerrahi girişim ile aynı şey değil, ama sınırlı da olsa başarısı inkar edilemez. Kendini ameliyata hazır hissetmeyenler için uygun çözüm olabiliyor. Burun köküne veya göğsün belli bölgelerine yapılan bir kaç küçük enjeksiyonla kimi vakalarda önemli fayda sağlıyor.

Yılan zehiridir:
Botulinum, bir toksindir evet, yani zehirdir, ama tıpkı atropin gibi, dijitalis gibi tıpta hastalıkları tedavi etmekte kullanılan, hayat kurtaran ilaçların elde edildiği zehirler gibidir. Füme salam, sosis, konserve gibi gıdalarda üreyen C. Botulinum adı verilen bakterinin ürettiği bir toksinden elde edilir. Yaklaşık 200 yıldır tanınan bu maddenin tıbbi geçmişi, hastaya da hekime de tam güvence sağlar.

Bütün yüzdeki çizgileri doldurmakta kullanılabilir:
Dolgu maddeleri gibi çalışan bir ilaç değildir. Kırışıklıkların her türlüsüyle başa çıkamaz. Çizgiyi doldurmaz, altındaki kas hareketlerini engelleyerek çizgiyi ortadan kaldırdığı için yüzün her yerinde kullanılamaz. Örneğin yanaklarda, burun kanatlarından dudak kenarlarına uzanan çizgilerde kullanılamaz.

Etkisi geçtikten sonra eskisinden kötü görünürüm, cildim daha çok sarkar:
Etkisi kas hareketlerini geçici süre azaltacağından, üstteki deriyi dinlendirir. Etki süresi sonunda en kötü ihtimalde çizgileriniz, yalnızca eski durumuna geri döner. Ama öncekinden daha iyi durur.

Beynime, vücuduma zarar verebilir:
Asla! Bu soruyu hep, yöntemi estetik amaçlı kullanımlarından çok daha önce uygulamaya başlayan ve çok daha yüksek dozlarda kullanan nöroloji veya göz hastalıkları uzmanı meslektaşlarımın cevaplaması gerektiğini söylerim. Bu konuda 20 yıldır yayınlanmış bilimsel tek olumsuz makale yok.

DR. ALİ KERİM DİLER – Sabah

Yorum Yok

Acıbadem Sağlık Grubu Tıbbı Direktörü ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Metin Çakmakçı; ameliyat için en uygun zamanlamayla ilgili soruları yanıtladı:

* Acil değilse, ameliyat için en uygun dönem ne zaman sizce?
Hastaların çoğu, özellikle mevsim anlamında bunu sorarlar. ‘Yazın ameliyat olmaz, bahar ayları mı daha iyidir’ diye endişeye kapılırlar. Bu; ‘biyopsi yapmayalım kanser yayılır’ gibi yanlış bir görüş. Ameliyat için uygun mevsim yoktur, her zaman yapılabilir.

Zaman değil cerrah önemli

* Gün içinde yapılan ilk ameliyat mı, son ameliyat mı daha iyi?
Fark etmez. Profesyonel cerrah, günün hangi saati olursa olsun aynı kalitede ameliyat yapabilmeli. Bir grup cerrah sabah rahat bir ameliyatla başlamak ister, ondan sonra daha büyük bir ameliyatı listeye koymayı tercih eder. Bunun iyi kötü anlamında bir kriteri yok. Bu durum cerrahtan cerraha değişir.

* Hastanın ameliyat saatini seçme hakkı yok mu?
Hasta seçebilir; ama cerrahla onun programı çakışmazsa! Yoksa uzun bir süre ‘o saati istiyorum’ diye beklemek zorunda kalabilir.

* Siz olsanız pazartesi mi, cuma günü mü ameliyat olmak istersiniz?
Bu ameliyata göre değişir. Bazı ameliyatlar var ki, iki üç gün izin yeterlidir. Bir gün istirahatle işe başlanabilir. Pek çok hasta cuma günü ameliyat olmak ister ki hafta sonu dinlenip hafta başı işine dönebilsin.

* Muayene olunan hastane, cerrahi açıdan da tercih edilebilir mi?
Hasta için çok zor bir konu. Hastanenin genel niteliğine bakmak gerekli. Dünyadaki standartlardan bir tanesi akreditasyondur (denklik belgesi). Olmayan kötü değildir ama akreditasyonu varsa; o hastanenin temel politikalarının kontrollü olduğu anlamına gelir.

Tam teşekküllü olmalı

Hastanenin fiziksel koşullarına yani yeniliğine ve eskiliğine baksınlar; bunlar önemli ipuçları verir. Ben ameliyat olsaydım o hastanenin tam teşekküllü bir hastane olmasına özen gösterirdim. O hastanede bir genel cerrahi ameliyatı olmak zorunda kalsaydım; nitelikli bir kardiyoloji, radyoloji ve diyet servisinin olmasını isterdim. Gerektiğinde yani bir sorun çıktığında destek verecek hastane ve hekimlik altyapısı olması önemlidir.

* Pahalı hastane iyi hastane mi?
Hayır öyle bir şey yok.

* Hasta ameliyat olmadan önce sizce tüm riskleri tek tek öğrenmeli mi, yoksa bu hastanın paniğe kapılmasına neden olur mu?
İkisinin ortası; tek tek riskleri hastaya anlatmak anlamlı değil. Çünkü bir ameliyattan sonra oluşabilecek riskler, 1-2 değil 50-100-200 tanedir. Bazılarının oranları on birde birler düzeyine düşer. Hastayı bilgilendirmek gerekli ama mantıklı bir risk profili konusunda haber vermek gerekli. Örneğin tiroit cerrahisi yapıyorsanız, ses tellerine giden sinirin zedelenmesi riskini bilmeniz gerekli. Yüzde n-5 oranda ses niteliğinin değişebileceği konusunda bilgi vermek gerekli. Sonra ‘sürpriz’ demek olmaz. Beyin ameliyatında risk oranı on binde ikidir. Ben 20 senedir hiç görmedim. Pek çok cerrah hiç görmemiştir. Böyle bir şey olabilir diye hastaya anlatmak anlamlı değil. Hasta hakları içinde, hastanın bilgilendirmeyi istememe hakkı da vardır. ‘Doğru olanı bana yapın’ dediği zaman bunun kayıt altına alınması gerekli.

ESRA TÜZÜN – Sabah

Yorum Yok

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • yasemin toğa: peki bu tedavi çatlaklarda kesin sonuç veriyormu .yoksa sadece çatlakların...
  • ozlem: tavsiye edebileceginiz botox uzmani varmi acaba?ist. ve izmir olursa sevinirim.Ve fiyatlar...
  • ozlem: merhabalar,henuz kirisikliklarim yok ama yanaklarimin daha dolgun olmasi icin botox...
  • ASLI: tamam da canım hangı hastane ? sen nereye gittiysen bızde oraya gıdelım
  • akife: ben 14 ay önce meme kanserine yakalandım sol memem alındı kemoterapi ve ışın tedavisi...

Estetik Haber Arşiv

moda