Kezzap saldırısına uğrayan bir kadının hastanenin acil servisine gitmeden önce yapması gereken ilk şey, bol suyla yıkanmak. Su, asidin etkisini gidereceği için hasar daha aza indirilebilir. Estetik Dermatoloji uzmanı Dr. Şerafaettin Saraçoğlu, kezzabın oluşturduğu yaraları, ‘yara örtü’leri kullanarak mümkün olduğunca erken kapatmaya çalıştıklarını söylüyor. Yaranın kapanması ortalama 2 ayı buluyor ve tedavi bundan sonra başlıyor. Amaç, anormal doku gelişimini ve deformasyonu azaltmak. Ancak geç kalmış ve ağır vakalarda dermatoloji uzmanı yerine plastik cerraha görünmek gerekiyor. Plastik cerrahi uzmanı Yakup Avşar ise kezzapla hasar görmüş bir yüzün eski haline dönüştürülmesinin mümkün olmadığını, en fazla yüzde 70-80 oranında başarı sağlanabildiğini söylüyor. Bu tür operasyonların maliyeti oldukça yüksek. Kezzap vakalarından çoğunlukla sosyo-ekonomik düzeyi düşük insanların etkilendiğini gözlemleyen Dr. Avşar, tedavi olmak için gelen kezzap mağduru bir kadının maddi yetersizlikler yüzünden ameliyattan vazgeçtiğini söylüyor.

Ya benimsin ya toprağın

Yüze ya da vücudun değişik bölgelerine kezzap fırlatma Asya ülkelerine has bir cezalandırma yöntemi. Dünya gündemini kezzap vakalarıyla sıkça işgal ederek insan hakları savunucuları ve feministlerin öfkesini üzerinde toplayan Bangladeş’te her yıl 100’ün üzerinde kadın kezzap saldırısına uğruyor. Eşinin ya da reddettiği erkeğin hışmına uğrayan kadınlardan bazıları ‘Kezzap Şiddetiyle Savaş Bölümü’ adıyla kurulan sığınma evinde yaşıyor. Bangladeş kezzap vakalarının önüne geçebilmek için kezzapla yaralamanın cezasını ömür boyu hapisten idama çevirmiş. Bu durumda, Aysel Özdemir’in hayatını karartan Muhammet Özdemir’e verilen 13 yıl hapis cezası pek hafif kalıyor. Ceza avukatı Şadi Çarsancaklı, Bangladeş’teki cezanın adalet dağıtmaktan çok, toplumsal bir yarayı tedavi etmek için uygulamaya konmuş özel bir çözüm olarak değerlendiriyor. Avukat Çarsancaklı, Aysel Özdemir’in eşinden yüklü bir tazminat alabileceğine inanıyor.

Kezzap, Pakistan, Tunus ve Afganistan’da da bir intikam ya da cezalandırma aracı olarak kullanılabiliyor. Pakistan’ın başkenti İslamabad’da 21 yaşındaki Fakhra kocasının kezzaplı saldırısına uğramış; İtalya’nın ücretsiz tedavi teklifini ‘ülkenin imajı bozulur’ gerekçesiyle kabul edememişti. Kezzap Türkiye’de de eşini ya da evlenmek istediği kızı tamamen kaybettiğine inanan ve kendisine ‘Ya benimsin ya toprağın’ şiarını ilke edinen erkeklerin el altında bulundurduğu tehlikeli bir asit. Aşırı kıskançlık nöbetine kapılmış erkek için kezzap, öldürmeyen; ama süründüren ve kadını değil biriyle evlenmekten toplum içine çıkmaktan alıkoyan muhtevasıyla amaca ulaştıran pratik bir silah olarak kullanılıyor. Diyarbakır Kadın Merkezi KA-MER’in Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da 13 bin 673 kadın arasında, evlilik kurumuna ilişkin yaptığı araştırmada kezzap; ‘burun ve parmak kesme, saç kazıma, cinsel organ dağlama, aç bırakma’ gibi yaygın ceza yöntemleri arasında yer alıyor.

Kezzap ne işe yarar?

Nitrik asit halk dilinde kezzap olarak biliniyor ve çoğunlukla hidroklorik asit olan tuz ruhuyla karıştırılıyor. Kezzap bir dönem tuvalet temizliğinde kullanılsa da parfümlü çamaşır suları ve doğada çözülebilen modern temizlik ürünlerinin piyasaya sürülmesiyle gözden düşmüş görünüyor. ‘Kezzap var mı?’ sorusu mahalle bakkallarında ve temizlik ürünleri satan yerlerde şüphe ve tedirginlikle karşılanıyor. Sorunuza olumlu cevap verenler ise önünüze tuz ruhu şişesi koyuyor. İstediğiniz bu değil; ama kimya laboratuvarında çalışanlar mahalle bakkallarında kireç çözücü ve tuz ruhu adıyla satılan şişelerde de yoğun miktarda nitrik asit yani kezzap bulunduğunu söylüyor. Şişelerin üzerinde içeriği, dolum tarihini ve son kullanma tarihini gösteren bir etiket bulunmadığı için şişenin içinde tam olarak ne olduğunu anlamak mümkün değil.

Temizlik ürünleri üreten Biocleanse firmasından bir yetkili kezzabın ucuz olduğu için Anadolu’daki bakkalarda rahatlıkla bulunabildiğini ve özellikle köy tuvaletlerinin temizliğinde hâlâ bu üründen vazgeçilmediğini söylüyor. İstanbul’da da gecekondu mahallelerindeki bakkallarda kezzap bulunabiliyor; çünkü sağlıksız yaşam koşulları, diğer temizlik ürünlerine göre daha etkili görünen kezzap ve tuz ruhunu kaçınılmaz kılıyor. Sulandırılarak satışa sunulan kezzabın İstanbul’daki adresi Tahtakale, Anadolu’da ‘bildiği yöntemden şaşmayan’ titiz kadınlara kezzap göndermeye devam ediyor.

Kezzap sadece temizlikte değil, eczacılıkta da modası geçmiş bir ürün. Eczacılar yaklaşık beş-altı senedir ilaç yapımında nitrik aside başvurmadıklarını söylüyor. Bu arada tarihî bir not düşerek, kezzabın ve tuz ruhunun ilk defa kimyanın babası olarak kabul gören Cabir bin Hayyan tarafından altın ve gümüş madenlerinin çözümü amacıyla üretildiğini söyleyelim.

Kezzap tehdidi ünlüleri titretiyor

‘Kezzap tehdidi’ ünlülerin de hayatını kâbusa çevirebiliyor. Şarkıcı Doğuş’la evlenme hazırlığı yaptığı için Doğuş’un hayranlarından kezzap tehdidi aldığını söyleyen Hilal Cebeci bir televizyon programında “Doğuş’un inanılmaz fanatikleri var, işin içine girince anladım. Mesela ‘Evlenmeyeceksin, yüzüne kezzap atarım’ diyenler dahi var. Kezzaptan da çok korkuyorum ayrıca.” demişti. Kezzaptan korktuğu için savcılığa üç kez şikayet dilekçesi veren Asena da bir gazete röportajında İbrahim Tatlıses’i kastederek; ölümle tehdit edildiğini ve yüzüne kezzap atılmasından korktuğunu söylemişti.

Kezzap çoğunlukla ‘güzelliğin’ önünde bir tehdit gibi duruyor; ancak Zeki Müren ses tellerine yönelik bir kezzap tuzağının kıyısından dönmüş. Müren, ‘Batmayan Güneş’ Belgeseli’nde o günü şöyle anlatıyor: “Alkışlar alkışlar, sonra taklitler taklitler, kıskançlıklar, tahrikler. Sahne arkasındaki giyinme odamda, masanın üstünde ‘Mitol’ isimli burun damlam var. Genizlerim tıkanınca sahneden evvel iki damla damlatıyorum ve öyle çıkıyorum. O küçük şişenin içine kezzap doldurdular. Güya ben burnuma o Mitol damlasından çekince ses tellerim ‘Kırık Plak’ filmindeki gibi zedelenecek ve okuyamayacağım, ortalık başkalarına kalacak. Ey güzel Allah’ım, ey! Bu ne zalimliktir!”

‘ACILARIN KADINI’ BERGEN ŞÖHRETi KEZZAPLA YAKALADI

Sahnede şarkı söylerken kocasının yüzüne kezzap atmasıyla kör olan Bergen, kezzap mağduru kadınlar arasındaki tek şöhretli ve tek talihli kadındır. Gözünü göstermemek için yüzünün yarısını saçlarıyla kapayınca 80’li yıllarda tırmanışa geçen arabesk furyasına ‘acıların kadını’ sıfatıyla katılmış ve yeni imajını paraya tahvil edebilmişti. Hatta 1986 yılında yaptığı ‘Acıların Kadını’ adlı kaset, ona ‘albümü en çok satan kadın sanatçı’ unvanının yanı sıra ‘altın long play’ ve ‘altın kaset’ ödülleri getirmişti. O yıllarda kasete adını veren şarkının sözleri dilden dile dolaşıyordu; ‘Yıllar yılı, dert yolunda ne ilk ne sonuncuyum. Kahrediyor hayat beni acıların kadınıyım…’ Sonraları ‘Onu da yak tanrım’ adlı şarkıyı kocasına ithaf ettiği, onun için ‘Allah da seni yaksın diye beddua ettiği söylendi. Fakat talihin insanın yüzüne her dem güldüğünü gören olmamıştır. Nitekim Bergen’in gözünü kör eden adam, artık ‘eski eşi’ olan bu kadının kezzapla şöhret basamaklarını tırmanmasına tahammül edememiş ve 1989 yılında Adana yollarında öldürmüştür onu. ‘Acıların kadını’ Bergen, ‘arabesk kraliçesi’ namını Kibariye’ye bırakıp gittiğinde 28 yaşındaydı. Bugün kasetleri müzik marketlerinde bulunmuyor. Unkapanı’ndaki Ece Plakçılık, Anadolu’dan gelen talepleri karşılıyor daha çok. Kısa bir zaman önce Kahramanmaraş’tan 70 adet ‘Acıların Kadını’ kaseti siparişi gelmiş. ‘Yerli Feyruz’, ‘şoför dostu’, ‘acıların kadını’ Bergen ya da gerçek adıyla Belgin Sarılmışer’den geriye 11 tane kaset ve bir film kaldı. Canan Gerede’nin yönettiği ‘Aşk Ölümden Soğuktur’da Bennu Gerede, Bergen’i; Kadir İnanır da Halis Serbes’i oynadı. Yaptığından hiçbir zaman pişmanlık duymadığını söyleyen ve Bergen için ‘hak etti’ ifadesini kullanan Halis Serbes, şimdi Adana’da serbest meslek sahibi. İkinci eşinden olan dört çocuğuyla mutlu mesut yaşarken gazetelerin ilâvelerine “Hani o hepimizi yaşama bağlayan, ta yüreğimizden duyduğumuz sevgi var ya. Sana ondan bahsedeceğim. Hani kimi “aşk” der ya, ondan. O olmasa herhalde yaşayamazdık.” diye devam eden makaleler gönderiyor.
Aksiyon

Okuyucularımızdan nerede ve nezaman Bergen ‘e kezzap atıldıgının meraklı bir şekilde sorulması nedeniyle video ile biyografisini sunuyoruz:

12 Yorum

Rastgele Konular