EstetikHaber > çift cinsiyetli insanlar
Etiket :

çift cinsiyetli insanlar

çift cinsiyetli insanlar kısa yolu ile işaretlenmiş estetik haber, estetik bilgi, estetik video ve resim listesi. çift cinsiyetli insanlar konusunda EstetikHaber sitesinde yazılmış haber ve bilgiler..

Türkiye’de doğum oranları her geçen gün azalıyor. Doğum oranları azalırken cinsiyet değişikliklerinde ise önemli farklar ortaya çıkıyor. Erkek çocuk doğumlarındaki oran azalırken, kız çocuklarının dünyaya gelme oranı ise artıyor. Erkek ve kız cinsiyetinde böyle bir tablo ortaya çıkarken, çok ilginç doğum vakaları da meydana geliyor. Ne erkek, ne kız olarak dünyaya gelen çocukların oranı ise son 5 yılda her yıl yüzde 100 artmış. Tıp bunun sebebini henüz çözemezken, din olayı yüzyıllar öncesinden hukuksal bir platforma oturtmuş durumda.

Çift cinsiyetliler artıyor

Halk arasında çift cinsiyet ya da yeni tabirle neo—cinsiyet olarak tanımlanan bu tür doğum vakaları tıp dünyasında hermaphrodite olarak isimlendiriliyor. Burada sözünü ettiğimiz, kişinin kendisini çift cinsiyetli olarak hissetmesi değil, iki cinse ait uzuvlarla doğması. Bu tip doğumlar Türkiye’de konunun uzmanlarını şaşırtıyor. Artışlar iki iken dört oluyor, ya da dört iken sekiz. Rakamlar küçük ama nadir görülen bu vakaların her yıl artması düşündürücü. Aslına bakılırsa bu artış Türkiye için çok büyük bir oranı teşkil ediyor. Çünkü, dünyada sadece her 20 bin doğumdan biri çift cinsiyetli olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de bu konunun resmi olarak istatistiki verileri olmasa da, hastahaneler gizli kalmak kaydıyla bu doğum vakalarının çetelesini tutuyor. İstanbul Avrupa yakasında ismi bizde mahfuz bir hastahanede son beş yılda katlanarak çift cinsiyetli doğumlar meydana geldi. Birinci yılda iki vaka ile karşılaşan hastahane yetkilileri, beşinci yılda ise 10 vaka ile karşılaştı. Bir başka büyük hastahanede ise rakamlar daha da korkunç boyuta ulaşmış durumda. Bu hastahane beşinci yılında 14 çift cinsiyetli doğum vakası ile şaşkına döndü.

Dr. Kemal Çevik, çift cinsiyetli doğum vakalarının Türkiye’de yabana atılacak cinsten olmadığını vurguluyor. Çevik sadece konuya dikkat edilmesini istemiyor, bu konu üzerine çalışma yapacak bir birimin oluşturulması gerekteğinin de altını çiziyor. Çevik devamla şunları söylüyor: “Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla bu vakalar her geçen gün artıyor. Ben de meslek hayatımda bu tür doğum vakaları ile karşılaştım. Eskiden bir vaka gerçekleştiğinde çok konuşulurdu. Ama şimdi normal karşılanıyor, genç doktorlar bile alıştılar. Bu artış hiç normal değil.”

Türkiye’de her geçen gün nüfus artıyor, bunun için çift cinsiyetli doğumların oranlarında bir artışın olması doğaldır görüşünü doktorlar kabul etmiyor. Eskiden mahalle ebelerinin yaptırdığı doğumlar şimdi hastahanelerde gerçekleşiyor, bu yüzden bu vakalar gizli kalıyordu yorumu da yine uzmanlar tarafından inandırıcı bulunmuyor. Dr. Yasemin Büyükbakan bu tarz yorumları kabul etmenin doğru olmayacağını vurguluyarak; “Bunlar gerekçe olarak ileri sürülebilir ama ne derece doğru olur bilinmez. Yalnız bu tür doğum vakaları her ne sebepten olursa olsun bir hastahaneye uğruyor. Yani yine gizli olmaktan çıkıyor. Eskiden nüfus azdı ama bu vakalar nüfusa göre nadir oluyordu. Şimdi ise neredeyse sıradanlaşmış durumda. Bu tür gerekçeler mantıklı değil. Bu olayı iyi değerlendirip etüd etmek lazım” diyor.

Akraba evlilikleri mi, hormonlar mı?

Çift cinsiyetlilerin sayısındaki artışın nedeni şimdilik meçhul. Ama uzmanlara göre kesin olan bir sebep var; akraba evlilikleri. Uzmanlar akraba evliliklerini gerekçe olarak gösteriyorlar ama net ve yegane sebep olarak kabul etmiyorlar. Yani bilim bu konuda henüz yeteri bilgiye sahip değil. Çift cinsiyetli vakaların artması değişen çevre şartlarına bağlandığı gibi; yenilen gıdalardan, radyasyon dalgalarına kadar birçok etken sebep olarak gösterilebilir görüşü ağırlık kazanıyor. Cep telefonları, televizyon, hamburger, yenilen domates bile bu konuda şüpheli birer etken olarak yorumlanıyor. Aslında çift cinsiyetli doğumların genetik sebebe bağlanması Türkiye’de pek geçerli gözükmüyor. Çünkü; Türkiye’de akraba evlilikleri her geçen yıl azalırken, veriler de tam tersi çift cinsiyetli doğumların arttığını belirtiyor. Ayrıca çift cinsiyetli doğumların doğu bölgelerine nazaran batı bölgelerinde daha çok olması bu tezi çürütüyor. Akraba evliliklerinin doğu bölgelerinde yaygın olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikir.

Sultan Hospital Hastahanesi Kadın—Doğum Uzmanı Dr. Esra Çebi, çift cinsiyetli doğumlarda tıp biliminin sadece genetik sebep konusunda bilgiye sahip olduğunu belirtiyor. Çebi, bu olayı sadece akraba evliliklerine bağlamanın da yanlış olduğunu vurgulayarak; “ Tıp sadece şu anda bu sebebi kısmen biliyor. Hormonlu yiyecekler, meyveler, sebzeler, televziyon, arabalar, cep telefonları, radyasyon yayan tüm aletler birer sebep olabilir. Ama bu konuda yüzde yüz kesin bir etken söylemek yanlış olur. Bu konun daha çok araştırılmaya ihtiyacı var. Bu bilgiler sebebi ortaya koyma açısından yetersiz” diyor.

Çocuğunu hastahanede bırakanlar var

Büyük hayallerle bir çocuk sahibi olmak için çaba sarf eden çiftler doğumlardan sonra çift cinsiyetle karşılaşınca şoka giriyor. Hatta bazı aileler böyle bir durumla karşılaştıklarında çocuklarını hastahanede bırakıp gidiyorlar. Psikolojik olarak bunalıma giren çiftler, ne kız ne erkek olan bebeklerinin öldürülmesini bile istiyorlar. Dr. Erdal Kesiç bu tür olaylarla zaman zaman karşılaştıklarını belirtiyor. Kesiç: “Ebeveynler çocuklarının böyle olduğunu duyunca hastahaneyi terk ediyorlar. Kaç defa gidip aileleri geri getirdik. Çocuklarını almak istemiyorlar. Bunu bir ayıp, bir yüz kızartıcı şuç gibi algılıyorlar. Halbuki bu tıbbi bir vaka. Biz bunu ailelere anlatamıyoruz” diyor.

Çift cinsiyetli çocukları olan Kodakoğlu ailesinin babası yaşadıklarını ve duygularını şöyle anlatıyor: “Böyle bir çocuğumuz olduğu için çok üzüldük. Özellikle eşim ilk başta bunu kabul etmekte çok zorlandı. Ama evladımızdı, Allah’ın verdiği bir can idi, yapacak bir şey yoktu. Canımız sıkıldı, psikolojik olarak olumsuz etkilendik; sonra buna alışmak zorunda kaldık. Bu sefer ailenin diğer fertlerine durumu anlatamadık. Konuyu açtığımızda ise bayağı garipsendi, toplum bu konuda çok katı. Olaya mantıklı bakmakta zorlanıyor. Çocuğum 4 yaşına geldiğinde ameliyat ettirdik ve şu anda çok güzel bir kıza sahibim. Geçmişte yaşadıklarımızı da unuttuk.”

Üniversiteler ameliyat ediyor

Çift cinsiyetli olarak doğan çocukların, daha sonra istedikleri bir cinsiyeti tercih etme hakları bulunuyor. Buna aileler ve konunun uzmanları karar veriyor. Yalnız Türkiye’de çift cinsiyetliler her yerde ameliyat edilemiyor. Sadece bazı büyük üniversitelerin tecrübeli doktorları bu cerrahi operasyonları gerçekleştirebiliyor. Çünkü, bu ameliyat kalp ameliyatı kadar hassasiyet, dikkat ve tecrübe gerektiriyor. Sadece üniversite hastahanelerinde yapılan bu tür ameliyatlarda yüklü bir parayı gözden çıkarmak şart. Estetik statüsünde yer alan operasyonun tamamlanması için en az 5 milyar liraya ihtiyaç var.

Dr. Esra Çebi, bu ameliyatlarda oldukça hassas olmak gerektiğini vurguluyor. Çebi: “Bu ameliyatlar sadece birkaç üniversite hastahanesinde gerçekleştiriliyor. Her doktor da bu ameliyatı gerçekleştiremez. Çünkü bu işi bilmek, yani tecrübe sahibi olmak gerekiyor. Yoksa yapılacak bir yanlış çocuğun geleceğini olumsuz yönde etkileyebilir. Bir damarı yanlış kesmek ya da bir organı keserken öteki organa zarar vermek gibi riskleri bulunuyor” diyor.

İş sadece cerrahi müdahale ile bitmiyor, bir de psikolojik olarak iyi etüd edilmesi gerekiyor. Çocuğun duygusal yönden hangi tarafa meyilli olduğu psikolojik olarak da önem taşıdığı için küçük çocukların erkek mi yoksa kız mı oldukları konusunda şaşırtıcı davranışlar sergiledikleri belirtiliyor. Psikolog Sevim Taş yapılacak yanlışlığın bir ömür problem olabileceğini belirterek: “Çocuk çok küçük yaşta yanlış eğilim sergileyebilir, aldatıcı davranışlarda bulunabilir. Bunun için çocuğun ameliyat yapılmadan önce belirli bir yaşa gelmesi ve davranışlarının netleşmesinin beklenmesi şart. Yoksa ince davranışta bulundu diye erkek organı kesmek içinden çıkılmaz bir durumu ortaya koyabilir” şeklinde konuyu yorumluyor.

Din hünsa diyor

Sözlükte kırılıp bükülmek manasına gelen kadınsı davranışlar gösteren erkek anlamında bir sıfat olan hünsa tabirini kullanan din, bu konumdaki insanların durumunu hukuksal platforma oturtmayı da ihmal etmemiş. İslami öğreti ve gelenekte, erkek ve kadın olarak her cinsin kendine has özelliklerinin korunması ve kendi yönünde geliştirilmesi esas alınmış, kişinin kadınlık veya erkeklik özelliklerini tam olarak taşıdığı halde karşı cinse benzeme özentisi içine girmesi kınanmış, cinsiyet farklılığını koruyucu ve sağlıklı bir cinsi gelişmeyi temin edici bir dizi tedbir alınmıştır. Bundan dolayı Hz. Peygamber (a), kadına benzemeye özenen erkeklere veya erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiş ve bu tipler için bazı yaptırımlar uygulamıştır. Ancak bu tür ruhi—ahlaki bozukluğun sözkonusu kişilere farklı dini ve hukuki hükümlerin uygulanmasını gerektirmeyeceği ve haklarında tabii cinsiyetleriyle ilgili hükümlerin geçerli olacağı açıktır. Buna karşılık bir kimsenin biyolojik olarak hem kadınlık hem de erkeklik özelliği taşıması veya cinsiyetinin belirsiz olması farklı bir durum olup çok ender rastlanan bu tür yapısal bozukluklar İslami gelenekte tabii karşılanmış ve tâbi olacağı dini ve hukuki hükmü belirleyebilmek için bazı kriterler kullanılması, bazı uyarımların yapılması yoluna gidilmiştir.

Peygamberimiz mirastaki pay alımını açıklarken idrarın geldiği organa göre hüküm verileceğini belirtiyor. Hünsanın halvet, dokunma ile abdest bozulması, ezan okuma, cenazeyi yıkama, cenazesinin yıkanması ve kefenlenmesi, imamet, cemaatle namaza iştirak konularında da benzeri bir ihtiyatın izlendiği görülür. Hünsanın erkeklere ve kendi durumunda olanlara imamlık yapmasının sahih olmayacağı konusunda ittifak vardır. Hac ve umrede ihram konusunda kadının hükümlerine tâbi olur. Şahitlik konusunda ise hünsa kadın gibi muamele görür. Gazeteci–Yazar Ahmet Şahin, hünsa konusunda dinin bütün durumları değerlendirdiğini belirterek: “Toplumun bu konuda yanlış yorumlar yapmaması gerekir. Biyolojik olarak dünyaya gelen insan Allah’ın yaratığıdır. Önemli olan yanlış yorumlanmaması” diyor.

Çift cinsiyet vakaları Türkiye’de her geçen gün artmaya devam ediyor. Genetik ya da başka bir sebepten meydana gelen bu tür doğumlar hem tıp dünyasını, hem de kamuoyunu şaşkına çeviriyor. Sebep ne olursa olsun yaşanılan bu vakalar birer mesaj içeriyor ve bu mesajın yabana atılmaması gerekiyor.

Aksiyon Dergisi – Email:hsoylemez@hotmail.com

1 Yorum

EN ZOR AMELİYATLARDAN BİRİ

İstanbul Tıp Fakültesi Plastik ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Topalan: “Kadından erkeğe dönüş ameliyatları için de erkekten kadına ameliyatlarındaki gibi hastane, komisyon raporları, mahkeme kararı gerekiyor. Penis yapmak için iki yöntem kullanılabilir. Ben ön kol derisiyle protezi tercih ediyorum. 10 ameliyat yaptım böyle. Bazı cerrahlar bacaktaki ince kemikle üzerindeki deriyi kullanıyor. 10 saati bulan ve en zor ameliyatlarımızdan biri bu. Damar, sinir sistemini dikmek, duyunun kazandırılması gerekiyor. Penis yaparken dört foknsiyon kazandırmaya çalışıyoruz: Penise benzemesi, idrar yolu sisteminin ucundan işeyebilmesini sağlaması, duyu gelmesi ve ereksiyon fonksiyonu bulunması. Ameliyatlarımda ilk üç aşamayı geçen hastaya protez takıyorum. İyileşmeden sonra ereksiyonu protezle sağlıyor. Diğer yöntemde kemik zaten sert. Hastanın bu ereksiyonu günlük yaşamında saklaması gerekiyor. Duyu geldikten sonra kullanılabiliyor.”

Transseksüelliği bir hastalık, beni de acıların çocuğu gibi göstereceksen, bu röportajı hiç yapmayalım” dedi Derya telefonda. 31 yaşında, Ankara’da yaşıyor. Bir erkek transseksüel. Dişiden erkeğe dönüşmeden iki çocuk sahibi olmuş. Eşcinsel, lezbiyen, transseksüellerin haklarını korumayı amaçlayan Pembe Hayatlar Derneği’nin kurucularından. Aynı zamanda sosyolog Selin Berghan’ın yeni yayımlanan “Lubunya: Transseksüel Kimlik ve Beden” adlı kitabının 11 kahramanından biri. Derya’yla önce çekinceleri konusunda anlaştık. Sonra geçen mayısta kurdukları dernekte buluştuk. Karşımda bütün önyargılara ilaç gibi gelecek neşeli, sağlam ve zehir gibi akıllı bir insan duruyordu. Bazen esprilerle, bazen bir sosyolog gibi saptamalar yaparak nasıl bir hayat yaşadığını anlattı.

İlk ne zaman “Ben bir erkeğim” dediniz?

- Çocukluğumdan beri kendimi hep erkek olarak adlandırdım. Annemin kızım demesi bile beni çileden çıkartırdı, kavga ederdim. “Kızın mıyım. Bak sokaklarda gece yarılarına kadar misket oynuyorum, kir pas içindeyim” derdim. Etek alırlardı, giymezdim. Bir bayram günü abimden şeker karşılığı pantolon ve gömleğini almıştım. Sabah annemin karşısına ben pantolon, abim etekle çıkmıştı. Oğlum ne diye pantolonu kaptırıyorsun diye abimi dövmüştü. Buradan abisi de garipmiş gibi bir sonuç çıkmasın. O zaman çok küçüktük, ilkokula bile gitmiyorduk.

Model olarak kimi almıştınız, babanızı mı, abinizi mi?

- Babam pek model alabileceğim biri değildi. Elektrik idaresinde çalışıyordu, akşamı sabahı belli olmazdı. Çok az görürdüm. Sanıyorum dayımı örnek aldım.

Ameliyat olmaya ne zaman karar verdiniz?

- Böyle bir ameliyatın yapılabileceğini bilmiyordum ilk başlarda. Mesela kadın transseksüellerin önünde Bülent Ersoy örneği var, böyle bir ameliyatın varlığından haberdarlar. Bir penisim olmasını hep çok istedim ama bunun mümkün olduğunu öğrendiğimde 18 yaşlarındaydım. Ve hemen olmak istedim bu ameliyatı.

Peki oldunuz mu?

- Hayır çünkü 40 bin YTL gerekiyor. Benim bu kadar param yok. Üniversite hastanesinde yaptırmak isterseniz yasal formalitelerle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Bu nedenle özellikle kadın transseksüeller özel doktorlara başvuruyor. Bir meme ameliyatını 2 bin YTL’ye de, 4 bin YTL’ye de yaptırabilirsiniz. Cinsiyet değiştirmenin piyasası da böyle belirsiz.

Memelerinizi aldırdınız mı?

- Evet, geçen yıl. O nispeten daha ucuz bir ameliyattı. Benimle aynı anda kadın transseksüel bir arkadaşım da göğüs yaptırdı. İki ameliyat birden olunca grup indirimi aldık galiba!

Hormon ilacı alıyor musunuz?

- Evet, düzenli hormon iğnesi yaptırmaya çalışıyorum. Ama o iğneler de bulunması kolay olmayan pahalı ilaçlar. O yüzden bir süredir yaptıramıyordum. En son 10 gün önce yaptırabildim.

Artık bedeninizle barıştınız mı?

- Ameliyatın, son dönemde edindiğim arkadaşlarımın etkisi oldu. Artık bedenimden utanmıyorum, barıştım. Eskiden göğüslerimi kesmeyi bile ciddi ciddi düşünüyordum. Çok nefret ediyordum çünkü.

Cinselliği nasıl yaşıyorsunuz?

- Bir şekilde. Buna cevap vermesem…

SEVDİĞİM KADIN BANA İYİ VE ŞEKER ADAM DESİN

Sevgiliniz var mı?
- Şu anda yok ama aşk acısı çekiyorum uzun zamandır. Aşık olduğum kadın bana karşılık vermedi. Arkadaş kalsak daha iyi dedi. Ama ben çok beter aşık olmuştum yani, anlatamam.

Kitapta çok maço bir erkek portresi çiziyorsunuz. İlişkilerinizde hálá öyle misiniz?

- Kitaptaki Derya son derece maço ve baskıcı. İtaatkar kadın severim, gece tek başına dışarı çıkamaz, demişim. Şimdi hiç öyle düşünmüyorum, çok değiştim. Kadınlarla yakın ilişkiye girince onların da kendini koruyabileceğini, yalnız başına sokağa çıkabileceğini, aslında akıllı yaratıklar olduğunu anladım. İtaatkar değil akıllı kadın seviyormuşum.

En çok hoşunuza gidecek iltifat nedir: Yakışıklı, akıllı, iyi kalpli?

- Yakışıklı olmadığımı biliyorum. Sevdiğim kadının, iyi ve şeker adam demesi beni mutlu eder.

Hayattan üç şey isteseniz, bunlar ne olurdu?

- Penisimin olması. Transseksüeller için daha yaşanılır bir Türkiye. Üçüncü dileğim yok. Zaten bu ikisi gerçekleşirse mutlu bir insan olurum. Benim mutlu olmam, Türkiye’nin daha hoşgörülü olması sonuçta çocuklarıma da yarayacaktır.

Çocuklarınızla ne sıklıkta görüşüyorsunuz?

- Kızım ve oğlum annemin yanında yaşıyordu. Üvey babamın hiç çocuğu olmayan varlıklı bir akrabası kızımı okutmak istedi. Onu Hollanda’ya bu akrabaların yanına gönderdim. Oğlum ilkokul 4’üncü sınıfa gidiyor ve hálá annemle yaşıyor. Bir süre öncesine kadar iki transseksüel arkadaşımla yaşıyordum ama şimdi ayrı ev tuttum ve oğlumu yanıma alacağım. Ben işten eve gelene kadar yine anneannesiyle kalacak, akşam birlikte olacağız.

ÇOCUKLARIM SORARSA UZMANA GİDECEĞİM

Transseksüel arkadaşlarınızla aranızda tatsızlık mı çıktı?

- Hayır ama transseksüellerin komün yaşamından çıkıp çocuğumla yaşamak istedim. Yoksa kimseyle tatsızlık yaşamadım. Ankara’daki neredeyse bütün transseksüelleri tanırım, hepsi de arkadaşımdır. Herkesin kapısı bana açıktır. Ben kadın transseksüellerin içinde yetiştim. Dolayısıyla beni bir anlamda çocukları gibi görüyorlar. Hayatımda her şey tepe taklak gitse, her şey tükense onlar beni asla yüzüstü bırakmaz.

Erkekliğinizi babanıza, abinize, kardeşinize kabul ettirdiniz ama bir tek annenizi ikna edemediniz. Nedeni neydi sizce?

- Annemle hayatım boyunca bağlarımı koparmayı düşünmüyorum ama onu hiçbir zaman tam anlayamayacağım da. Beni en çok o zorladı. Geçenlerde onunla konuştum. Bir anne olarak bu ülkede bir transseksüel kimliğiyle hayatımın çok zorlaşacağını düşünüyor. Endişesini anlıyorum ama yapacak bir şey yok. Bu bir hastalık değil ki antibiyotik alıp da kurtulayım. Doğdum ve böyleydim. Anneme, bu durumu psikiyatristler de anlatmaya çalıştı ama o bir türlü kabullenmedi. Yine de benden vazgeçemez, en çok beni sever çocukları arasında. Bana hiç küsmedi mesela. Uzun süre görüşmedik. Barıştığımızda beni ne kadar özlediğini gördüm. Yıllarca süren baskılarının altında beni koruma içgüdüsü yatıyordu. Şimdi aramız daha iyi.

Çocuklarınızdan biri eşcinsel, lezbiyen ya da transseksüel olursa anneniz gibi davranma ihtimaliniz var mı?

- Yok tabii ki. Farklı olmayı benden iyi kimse anlayamaz. Elimden geldiğince çocuğumun yanında olmak isterim. İnanın üzüntü de duymam. Hayatını kolaylaştırmak için her şeyi yaparım. Zaten bu dernekte çalışarak bunun mücadelesini veriyorum.

Çocuklarınız size hiç “Niye böylesin?” benzeri bir soru sordu mu?

- Henüz sormadılar. Sorduklarında profesyonel yardım alarak cevaplamaya çalışacağım. Bir transseksüelin çocuğu eğer onunla yakın ilişkideyse hayatı sorusuz kavramayı öğreniyor. Sanırım o yüzden “Niye kısa saçlısın”, “Niye hep pantolon giyiyorsun” sorusuyla karşılaşmadım.

Size anne mi diyorlar?

- Bir dönem anneme anne, bana arkadaşım diyorlardı. Şimdi hem anneme hem bana anne diyorlar. Fakat eşim sağken durum çok farklıydı. Eşime yani babasına anne, bana baba diyorlardı. Aslında öyle gitse çok iyi olacaktı ama eşim vefat etti… Bütün sorumluluğu ben alınca şimdi annesi olduğumu da düşünmeye başladı tabii çocuklar. Ama çocuklarıma karşı asla müdahaleci bir tavır içinde olmadım, bana şöyle de, böyle de diyemem. Kendileri karar veriyor.

PATRON DERYA HANIM DEDİ, İŞİMDEN AYRILDIM

Hayatınızı nasıl kazanıyorsunuz?

- Şu anda sadece dernekle uğraşıyorum. AB ve Dünya Bankası fonlarından çeşitli projeler için destek alıyoruz. Sahada aktif biçimde çalışıyor ve maaş alıyorum. Birçok farklı işte çalışmayı denedim, garsonluk yaptım, masörlük yaptım ama olmadı. En son bir kuaföre girdim, sinirlerime çok dokundu ayrıldım.

Neden?

- İşe girerken hiçbir şey demedim, direkt başladım. Bir süre sonra kuaförün patronu durumu anladı. Sonra da sürekli yanımda transseksüellerle ilgili çirkin hikáyeler anlatmaya başladı. Herkese ismiyle hitap ederken, beni üstüne basa basa Derya Hanım diye çağırıyordu. Dayanamadım ayrıldım. Son dönemde girdiğim bütün işlerden kendim çıktım. Çünkü hiç kimseyi rahatsız edecek bir şey yapmamana rağmen sana kendini çok kötü hissettiriyorlar. Bizlerin işsiz kalması kadar doğal bir şey yok. Ki bence erkekten kadına dönüşen transseksüeller benim kadar bile iş bulamıyor.

Bir kadının erkek olmak istemesi toplum tarafından daha mı kabul edilebilir bir şey?

- Tabii ki… Erkek Fatma derler ya, sempatik bulunuyor çoğu kez erkek gibi davranan kadın. Çünkü üstün bir varlığa, erkeğe dönüşmek istediği düşünülüyor. Erkeğin kadına dönüşmek istemesi ise kabul edilir bir şey değil toplum açısından. Ama aile açısından fark etmez. Her ikisinde de aynı tepkiyi veriyorlar.

Mahallede sevilir misiniz?

- Hayatımı zorlaştıran olumsuz tepki görmüyorum. Bakkal, esnaf sever. Alışverişimi kendim yaparım.

Hiç yanınızdaki birinin sizden utandığını hissettiniz mi?

- Evet, bir kız arkadaşım vardı. Onu bütün çevremle, hatta ailemle bile tanıştırdım. Fakat o girdiğimiz ortamlarda bir garip davranıyordu. Beni kimseyle tanıştırmadı kendi çevresinden. Çok kötü hissettirdi. Artık görüşmüyorum.

DAMSIZ GİRİLMEZ DİYE BENİ BARA ALMADILAR

Gitmek istediğiniz ama tepkilerden korktuğunuz için gitmekten vazgeçtiğiniz bir yer var mı?

- Evet. İsmini vermeyeyim ama Ankara’da bir bar burası. Bir kere denedim ve kapıdan geri çevirdiler. Tek sebebi benim ben olmamdı. Hayatımda kendimi en kötü hissettiğim anlardan bir tanesidir. Artık istesem de gitmiyorum.

Bir keresinde bir bara da “Damsız girilmez” diye alınmadığınız doğru mu?

- Evet ama bu hoşuma gitmişti açıkçası. Bazen de “Hanımlar dans ediyor abi, lütfen sen otur” diyorlar.

Kadınlar tuvaletine mi giriyorsunuz?

- Hayır, erkekler tuvaletine giriyorum. Eskiden tuvaletin kapısındakiler farklı farklı tepkiler veriyordu. Erkekler tuvaletine girerken bazen “Pardon bayan siz o tarafa” diyorlardı. Kadınlar tuvaletine girerken de “Beyefendi erkekler tuvaleti yanda” diyorlardı. Artık kapıdaki kişilerin vizyonu mu değişti ne oldu bilmiyorum, şimdi karışan yok.

Bir ara CHP’nin kadın koruma koluna katılmıştınız değil mi?

- Evet, ama o serüven çok kısa sürdü. Çünkü siyasetin kirli bir oyun olduğunu düşünüyorum. Siyasete ancak STK’lar aracılığıyla dahil olabilirim.

Bütün transseksüellerin sol eğilimli olduğunu söylüyorsunuz. Neden?

- Çünkü en azından sol partilerin bizlerin yaşamını kolaylaştırma ihtimalini daha fazla görüyoruz. Henüz somut bir şey olmasa da ihtimal var.

Dindar biri misiniz?

- İnançlıyım. Namaz kılmıyorum ama orucumu tutarım. Transseksüellerin Allah tarafından özel olarak yaratıldığını düşünüyorum. Çünkü mesela bazı erkek arkadaşlarımın tavırlarına bakıyorum; hayır ben asla böyle davranmam, bu hataya düşmem diyorum. Biraz daha üstün olduğumu düşünüyorum, açıkçası. O yüzden de yukarıyla özel bir ilişkim var.

Bu bedende bu ruhun ne işi var diye isyan etmediniz mi hiç?

- Evet, ben bu cümleyi hep kuruyorum ama Allah’a isyan gibi değil bu. Yukarıya soru soruyorum elbette ama tartışmıyorum.

AMELİYAT OLMASA DA…

Transseksüel biri parasızlık nedeniyle hayatı boyunca cinsiyet değiştirme ameliyatı olamayabilir. Bu onu daha az transseksüel ya da travesti yapmaz. Travesti, psikiyatri literatüründe genellikle erkekler için kadın eşyalarına fetişi olan, kadın kıyafetleri giymekten cinsel haz alan kişi olarak tanımlanıyor. Aslında önemli olan, ne denirse densin, tartışmanın cinsiyet değişimi ameliyatı değil, toplumsal cinsiyet kimliği üzerinden yapılması.

PEMBE HAYATLAR

Pembe Hayatlar Derneği’nin halen 47 üyesi var. Şu anda heteroseksüel seks işçisi kadınlara AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarla ilgili eğitim veriyorlar. Türkiye çapında LGBT iletişim ağı kurdular. İstanbul’da Beyoğlu’ndaki Bayram Sokak’ta transseksüellerin evlerinin polis tarafından kapatılmasıyla ilgili bir eylem hazırlığı içindeler.

ZORLA EVLENDİRİLDİ BİR KIZ İÇİN HAPİS YATTI

Ankara’da doğdu ve büyüdü. İlk birlikteliğini 14 yaşındayken babasının patronu, 38 yaşındaki bir kadınla yaşadı. Derya’nın erkek ruhunu abisi, kardeşi ve babasının kabullenmesi zor olmadı. Hatta bu durum babasının hoşuna giderdi. İkna edilemeyen tek kişi annesiydi. Derya, sekiz ay psikoterapi gördü. Asıl amacı durumu ailesine nasıl kabul ettirebileceğini anlamaktı. 19 yaşına geldiğinde annesi çocuk doğurursa belki düzelir diye düşünerek onu evlendirdi. Kocası, Derya’dan yaşça büyük, iyi bir adamdı. Ondan cinsel bir beklentisi yoktu ama iki ailenin de baskısı nedeniyle çocuk yapmak zorundaydılar. Çocukları olmadığı için Derya iki yıl tedavi gördü. 1997’de oğlunu, 1999’da kızını doğurdu. Hamilelik bir cehennemdi. “Kadınlaşıyor muyum? Bana ne oluyor? ” diye düşünüp, ölümüne rahatsız oluyordu. Derya ikinci çocuğunu doğurmadan 15 gün önce, kocası 53 yaşında kalp krizinden öldü. Derya çocukları annesine emanet edip evden ayrıldı. Önceleri transseksüel arkadaşlarından çocukları olduğunu sakladı. Nasıl bir erkeksin ya da transseksüelsin, demelerinden korkuyordu. 1999’da bir gün annesinin guatr ameliyatı için gittikleri hastanede genç bir kızla tanıştı. Bir yıl mektuplaştılar. Zorla nişanlandırıldığını öğrendiğinde kızı kaçırdı. Peşinden Ankara’ya gelen kızın abisini ise annesine küfür ettiği için bıçakladı. Kızın ailesi şikayetçi olmadığı için cezaevinde kısa süre kaldı. Bir hafta sonra sevdiği kızın tarım ilacı içerek intihar ettiğini öğrendi. Bunu hayatının en mutsuz ve kötü anlarından biri olarak hatırlıyor. Babası öldü, annesi ikinci kez evlendi. En sevdiği film İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın Annem Hakkında Her Şey’i. Çünkü filmde ameliyat olmamış bir transseksüelle bir kadının aşkı anlatılıyordu. Kendini o transseksüelin yerine koymuş, çok mutlu olmuştu.

Selin Berghan (Sosyolog/ Lubunya kitabının yazarı)

FUHUŞ TRANSSEKSÜELLER İÇİN NEDEN DEĞİL SONUÇTUR

Bu kitabı, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ndeki yüksek lisans tezimden yola çıkarak hazırladım. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yalnızca kadın sorunu değil. Erkekleri, eşcinselleri ve transseksüelleri de kapsıyor. Çalışmaya başladığımda, birçok kişinin transseksüellerin yaşamlarını merak ettiğini, doğruyu bilenin çok az olduğunu fark ettim. Tez ayrıntılı bir günlük yaşam betimlemesi içeriyor. Kaos GL’nin 2003’te düzenlediği bir sempozyumda Pembe Hayat’ın şu anki başkanı Buse ile tanıştım. Yardım sözü verdi, kitapta adı Güneş olarak geçen transseksüelle tanıştırdı. Derya’yı onun sayesinde tanıdım. Diğer kişilere de Derya aracılığıyla ulaştım.

Görüşmeler sırasında zorlandığım oldu, çünkü dinlediklerim çok acı deneyimler içeriyordu. Telefonla randevu aldığım kişinin o akşam intihar haberi geldi. Çoğu transseksüelliği hastalık gibi görüyor ya da fuhuş için “kadın kılığına” girdiklerine inanıyor. Fuhuş, transseksüeller için bir neden değil, sonuç. Aile, arkadaş ve okul çevrelerinden dışlanıyorlar. İş bulamıyorlar. Bu kadar “istenmeyen” kişiler olmalarına karşın her sosyo-ekonomik seviyeden, her meslekten müşterileri var. Müşterilerin çeşitliliği, sayıca fazlalığı, beklentileri bu toplumun cinsellik ve toplumsal cinsiyet anlayışı konusunda önemli ipuçları veriyor.

Ezgi BAŞARAN – Hürriyet

255 Yorum

İki yıl önce nişanlandığı kız ile evlenebilmek için erkekliğine kavuşmak isteyen M.E.’ye, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Metin Yavuz ile Yrd. Doç. Dr. Erol Kesiktaş ve Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Beyazıt’ın da bulunduğu 7 kişilik ekip, 17 saat süren mikro cerrahi operasyonu gerçekleştirdi.Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde tıbbi operasyonla, çift cinsiyetli 25 yaşındaki M.E.’ye kol ve bacaktan alınan dokularla penis yapıldı.
Yapılan ameliyatla M.E.’nin tıp dilinde ‘Hipogatizm’ adı verilen çift cinsiyet sorunu giderilirken, bacaktan alınan kemikli doku ile koldan alınan yumuşak doku birleştirilip 1 santimetrelik penisi 18 santimetrelik hale getirildi. Doğuştan üreme organları gelişmeyip, testisleri inmeyen M.E.’nin büyüyen göğüsleri de ameliyatla normal hale getirildi.

Doç Dr. Metin Yavuz, hastanın yapay penisi içine konulan ‘fibula’ kemiğinin sertleşme işlevini üstleneceğini, koldan alınan ve dokusunda sinir uçları da bulunan parçanın ise dış kısma yumuşaklık verip haz alma duyarlılığı olacağını söyledi. Hastanın çocuk sahibi olabilmesinin hormon tedavisi sonrası ilişki sırasında üreteceği sperm sayısına bağlı olduğunu belirten Doç. Yavuz, ‘‘Biz yalnızca idrar sorunu ile estetik bir penis görünümü gerçekleştirdik’’ dedi.

Hürriyet

47 Yorum

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • yasemin toğa: peki bu tedavi çatlaklarda kesin sonuç veriyormu .yoksa sadece çatlakların...
  • ozlem: tavsiye edebileceginiz botox uzmani varmi acaba?ist. ve izmir olursa sevinirim.Ve fiyatlar...
  • ozlem: merhabalar,henuz kirisikliklarim yok ama yanaklarimin daha dolgun olmasi icin botox...
  • ASLI: tamam da canım hangı hastane ? sen nereye gittiysen bızde oraya gıdelım
  • akife: ben 14 ay önce meme kanserine yakalandım sol memem alındı kemoterapi ve ışın tedavisi...

Estetik Haber Arşiv

moda