Penis boyu cenin halinde ve ergenlik çağında DHT’nin penis hücrelerindeki telomerleri uyarması sonucu uzar ve genetik olarak maksimum uzunluğuna erişip öyle kalır.Penis ne kastır,nede kemik..
Penis dokusu çok farklı bir biçimde tasarlanmıştır ve süngeri anımsatan bir yapısı vardır.Ergenlik dönemi bittikten sonra ne yaparsanız yapın penisiniz uzamaz.İsterseniz kendinizi tavana asın penisinizden yine uzamaz.Sadece erkekliğinizden olursunuz.

Bu pompalar,çekme aletleri,ilaçlar falan bunlar sadece kısa bir sürülüğüne penisin olduğundan büyük durmasına ve sanki sürekli bir ereksiyon halindeymiş gibi olmasına neden olur.Ancak bu durum kısa bir süre sonra sona erer ve penis boyu eski haline iner.En radikal çözüm estetik ameliyattır.
Ancak bunun aşırı zahmetli oluşu ve cuzzi miktarda kısıtlı sonuçlar elde edilmesi nedeniyle pek işe yarar değildir.

Eğer penis boyunun bir çaresi olsaydı,bilim ve teknolojide çok ilerlemiş olan Japonlar buna bir çare bulurdu.Onun için kısa Penis boyuna yapılacak bir müdahale falan yok.Kendi kendinizi kandırmayın.Burada bazı arkadaşlarda sallamış sallamış durmuş.Yok benimki 19 cm yok 25 cm…Bari sanalda yalan konuşmayın.19 cm bir penisi olan adamın burada ne işi var?
Diğer arkadaşın dediği gibi ergenlikte dar donlar giymeyenlerin penisi iki üç cm daha uzun olur.

Bu arada daha uzun penis daha güçlü ereksiyon anlamına gelmez.Tam tersi daha güçsüz ereksiyon anlamına gelir.Çünkü uzun penis ereksiyon için çok daha fazla kana ihtiyaç duyar.Kısa peniste ise böyle bir sorun yoktur.

Kısa penisiyle meşhur Asyalılar 80 yaşına kadar hiçbir ereksiyon sorunu yaşamazken,uzun penise sahip Afrikalılar 60′a geldiklerinde antropoza girerler.Çok yanlış düşünüyorsunuz bu konuda.20 cm’in üzerinde penise sahip bir erkekle hiçbir kadın da ilişkiye girmek istemez ayrıca.Çünkü o boyda bir penis kadına zevkten çok acı verir…

Dr. Metehan ÜSTÜNDAĞ

8 com

Tvde dizilerde ve filmlerde sık sık bahsi geçen yüz gençleştirme ve yüz değiştirme gibi operasyonlar hakkında haberimiz:
Kadın İsterse’ adlı dizide Hülya Avşar’ı senaryo gereği 25 yıl gençleştiren Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Tuğrul Turan, ne istediğini bilen ve mantıklı gerekçeleri olan kişilere, tıbbi şartlar ve yaş açısından mahsur yoksa operasyon uygulanabileceğini söylüyor.

Ancak iki önemli kriteri var: Kişiyi tanımayanlar estetik yapıldığını fark etmeyecek; operasyon kişide fiziksel probleme yol açmayacak.

İngiltere’de yayımlanan Bliss dergisi, yaş ortalaması 14 civarındaki 2 bin genç kız arasında yaptığı araştırmada çok ilginç verilere ulaştı. Derginin editörü Chantalle Horton, elde ettikleri neticeleri, “21. yüzyılın trajedisi” sözüyle nitelendirdi. Horton’u dehşete düşüren araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu ‘medyanın sürekli gözleri önüne getirdiği ünlülere benzemek ya da erkek arkadaşlarınca beğenilmek’ amacıyla estetik operasyon yaptırmayı düşünüyordu. Katılımcıların yüzde 8’lik küçük bir kısmı hallerinden memnundu.

Bu manzara şüphesiz sadece İngiltere ile sınırlı değil. Benzer bir araştırma Türkiye’de de yapılsa aynı sonuçlar çıkabilir. Bugün estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi teknolojisi hayli ilerledi. 20 yıl önce, estetik dendiğinde Türkiye’de ilk akla gelen isim şarkıcı Ajda Pekkan’dı. Şimdi estetik yaptırmak sanat, podyum ve sosyete dünyası için adeta adiyattan sayılıyor. Hatta, sıradan insanların da hiç çekinmeden bıçak altına yattıkları basına yansıyor.

Hayatî önemi haiz bu konuyu ‘Kadın İsterse’ adlı televizyon dizisinde rol gereği Hülya Avşar’ı 25 yıl gençleştiren Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Tuğrul Turan’la konuştuk.

-Estetik olayının arkasında ne var?

Aslında, her türlü estetik müdahalenin arkasında kişilere yönelik mecburiyetler vardır. Mesela göz kapağı cerrahisi. Göz kapağı öylesine fazladır ki, görme alanına mani olmaya başlar. Zaten estetik müdahalenin ilk defa yapılması bu vesileyle olmuştur. Yine, 3 yaşında düşerek burnunu kıran bir kız çocuğu 16 yaşına gelmiştir. Ancak, burnu çok kötü durumdadır. Genç bir kız için bu takıntı olabilir ve onun sosyal hayatta başarılı olmasını engelleyebilir. Estetik müdahale bu tür kaygılarla ortaya çıkmış…

-Ancak, bugün estetik cerrahi kamuoyunda daha farklı algılanıyor?

İşin doğrusu, estetik cerrahi plastik ve rekonstrüktif cerrahi branşının yüzde 20’sidir. Halk zannediyor ki estetik hep genç ve güzel görünmek için yapılıyor. Halbuki, yüz kırıkları, yanıklar, el cerrahisi, doğuştan gelen aykırılıklar var. Bütün bu uğraşların yüzde 20’isini almakla birlikte estetik diğerlerinden çok farklıdır.

-Estetik cerrahi her isteyen kişiye uygulanır mı?

Bunu isteyene hiçbir doktorun “Hayır yapmayalım ya da evet yapalım.” deme hakkı yok. Hiçbir doktor yolda yürüyen bir hanımın kolundan tutup “Aman efendim size burun estetiği yapmak lazım” diyemez. Böyle bir hakkı yoktur.

-Bu hak yok ise o halde durum nedir?

Çok ilginçtir. Hiçbir branşta olmayan bir noktadır bu. Estetik kişinin kendisinden kaynaklanan bir ihtiyaçtır. O kişi aynayla ilişkiye girer. Aynadan bir mesaj alır. Acaba şöyle alabilir mi? Böyle olsa daha güzel olmaz mı? Nihayetinde bu ve benzeri sorular zihninde ciddi boyutlara ulaşıp hayatını etkilemeye başladığında o insan sizin önünüze gelir.

-Örnek verebilir misiniz?

Bir memur ailesi vardı. Zor şartlarda üniversitede okuyan 20 yaşlarında bir oğulları vardı. Gencin sağ yanağında, herhangi birinin yolda yürürken dikkatini çekmeyeceği çok hafif bir iz vardı. O yara başkaları için çok önemsiz; ama o gencin zihninde çok büyük bir yara. Öyle ki cam kenarında yer yoksa otobüse binmiyor. Amfide duvar dibinde yer yoksa o derse girmiyor. Şimdi bu çocuğa 20 yaşında yardım edelim mi etmeyelim mi? Sonuçta onunla konuştum. Vazgeçirdim. Eğer bunu aşamazsa estetik yapmak lazım.

-Sonradan değil de doğuştan burnunu ya da vücudunun bir başka noktasını beğenmeyenler var. Varoşlarda estetik patlaması yaşandığı söyleniyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kişinin ‘olduğu insan olması’ önemlidir. Burnu ya da kulağı, onun ‘olduğu gibi olmasına’ mani oluyorsa yardım edilmeli. Yalnız burada iki sınır var. Birincisi anormal müdahaleler yapılmamalı. Yani kişiyi tanımayanlar estetik olduğunu fark etmemeli. Zaten estetik yaptırdığı belli olacak müdahaleleri talep edenlere çok dikkatli bakılmalı. İkincisi operasyon kişide fiziksel probleme yol açmamalı…

-Peki bu operasyonların ne kadarı bahsettiğiniz tarzda yapılıyor?

Estetik cerrahın, kendisine müracaat eden bey ya da bayanın burnunu nasıl yapalımla ilgili herhangi bir yorum hakkı yoktur. Çünkü yıllarca yeni burunla yaşayacak olan o hanım ya da beydir. O halde onun ne istediği her şeyden önemlidir. Ancak, anormal istekler olmaması lazım. Yukarıda bahsettiğim iki sınır asla aşılmamalı. Mesela burunsa hava almayı, meme ise süt vermeyi bozmama. Yüz tane güzel bayanla yüz tane yakışıklı adamı yan yana koyun. Hangisi birbirine benziyor. Hiçbirisi. O halde bir tane güzel yoktur. Hepsi birbirinden farklı yığınla güzel vardır.

-İyi de gazetelerde mükemmel güzelliğe ulaşmanın yolunu anlatan haberler çıkıyor; Sezen Aksu’nun dudakları, Türkan Şoray’ın gözleri, Filiz Akın’ın alnı gibi…

Hiç ilgisi yok. Herkesin en güzel yanını alsanız bir araya getirseniz sizi temin ederim bir ucubeyle karşılaşırsınız. Çünkü o vücutta gelişmemiştir. En güzel burnu alıp ayrı bir yüze koyun, iğrenç olur. Herkesin hayran olduğu göğüsleri alıp şu hanıma koyalım iğrenç olur. O halde demek ki organlarla güzellik olmaz.

-Niye o zaman bu tür haberlerle insanların psikolojisi bozuluyor?

Şimdi kimse şu gerçeği telaffuz etmiyor. Yüzde her şeyin algılanması görecelidir. Buruna göre kulak, kulağa göre çene, çeneye göre göz, buruna göre alın, alna göre elmacık kemikleri… Çok ilginçtir aralarında ikili üçlü ilişkiler var. 20 yıl önce 20 dakika konuştuğunuz bir adamı 20 yıl sonra bir otobüs durağında tanıyorsanız burnu, kulağı ya da çenesi sayesinde değil, bu organlar arasındaki ilişki sayesinde hatırlarsınız. O tür bir ilişki yalnız size hastır. O halde kişi ne istediğini bilecek.

-Ya bilmiyorsa?

Doğru, bilmeyenler var. Size birkaç tane kötü örnek vereyim. Hanımefendi buraya gelir. Ayakta durur. Her iki elini yana açar ve döner. Doktor bey bana ne yapsak? Bu tür bir davranış, gelen kişinin ne istediğini bilmediğini gösterir. Herhangi bir doktor size şunu ya da bunu yapalım diyecek olursa bence yanlış yapıyor demektir.

-Estetik cerrahi bir insanı güzelleştirmede bugün hangi noktada? Dizideki Hülya Avşar örneği mümkün mü?

O bana gittiğim her yerde soruluyor. Evet doğrudur. Her şey yerli yerine kondu… Rasyonel ve mantıklı bir nedene bağlı olarak bir insan sizden bunu istiyorsa, insan yüzünü hakikaten tanınmayacak bir hale getirebilirsiniz.

-Bir organ estetikle değiştirildiğinde hastalık ya da travmalarda dayanıklılık oranı değişiyor mu?

Herhangi bir risk yok. Organın normal fizyolojik işlevlerini bozmadığınız müddetçe veya hasta sizden anormal isteklerde bulunmadığı müddetçe bir risk olmaz. Bu iki hudut arasında onun beklentilerini doyurmak mantıklıdır.

-Estetik müdahale için bir yaş sınırı var mı peki?

Hangi müdahalenin hangi yaşlarda yapılacağı bellidir. Mesela kepçe kulak. Kulak, gelişimini 6 yaşında tamamlar. Mümkünse eğer çok kepçe olan kulakların ilkokula başlamadan evvel düzeltilmesinde yarar var. Çünkü bu çocukla dalga geçerler. Dolayısıyla kepçe kulağa erken yaşta müdahale normaldir. Ne zaman buruna geldik, farklılaşır. Yüz kemikleri ergenliğin nihayetinde tamamlanır. Bir burun yapma ihtiyacı var mı, varsa ne yapmak lazım, ne kadar yapmak lazıma ancak ergenlikten sonra karar verilmeli… Mesela hiç hamile kalmamış ve süt vermemiş bir hanımda meme küçültme ameliyatını yapmayız. Ama, kişinin göğüslerinin her biri dörder kilo ise omurgasında bozulmalara yol açıyor ve yürümesini zorlaştırıyorsa o zaman bu ameliyat yapılır.

-Estetikteki en belirgin yanlış ya da yanılgı nedir?

Halk zannediyor ki bizim elimizde sihirli bir değnek var. Yanlış. Estetik cerrahide Türkiye şu anda Avrupa’nın da önündedir. Avrupa’da da zaten bu işi Akdeniz insanları ve Uzakdoğulu insanlar yapar. Zira heykel yapmak gibidir. Yalnızca o gün kendimi iyi hissetmediğim için ameliyatı terk ettiğim olmuştur. İnsan zorla resim ya da heykel yapamaz. Zorla yüz kırığı ameliyatı yaparsınız. Çünkü yüz kırığı operasyonu yoruma açık değildir. Hastaya ne zaman, ne kadar ve nasıl müdahalede bulunulacağı genel cerrahideki gibidir. Ama estetik cerrahide her şey yoruma açık.

-Estetikle şu an aşılamayan ama ileride aşılacak konular var mı?

Halen yanık izleri estetikte bir problemdir. Laboratuvarda cilt yapma çalışmaları var.

-Kök hücreyle mi?

Onlar da var. Ama onlar ayrı. Kök hücreden çeşitli organlar geliştirilebilir. Organ yapılamaz. Kök hücreden ancak hücre geliştirilebilir. Adama böbrek hücreleri yapabilirsiniz; ama asla böbrek yapamazsınız. Hadi klonloyalım. O da bir insandır. Onun hakları vardır. O size böbreğini vermek istemeyebilir. Yanık izleri için gelişmeler var; ama yüzde yüz bir neticeye henüz ulaşılmadı. Laboratuvarda size ait cilt yüzeyi yapmaya çalışıyorlar. Yapay cilt yapmak çok zor bir şeydir. Yapay bir karaciğer yapmaktan daha zordur.

-Bir de estetikte çok tartışılan botoks olayı var…

Botoksun etkileri çok abartılıyor. 100 kişiden ancak 12-13’üne faydası olabilir. Bir tezgahtar mantığıyla yapabildiğinden daha çok işi yaptığı vaat edilerek hastalara uygulanıyor. Yalnızca, yapıldığı kası 6 ay boyunca felce uğratıyor. Onun dışındakilerin hepsi palavra.

-Hülya Avşar örneğinden yola çıkarsak, oradaki olayı yapabileceğini söyleyen bir plastik cerrah olarak çok fazla etik kaygı mı taşıyorsunuz?

Ama mecburuz. ‘Yapılabilecek her şey mutlaka yapılmalıdır’ cümlesi estetikte yanlıştır. Hastalara net olarak ifade ederim. Yüzlerine karşı derim ki, mesela 52 yaşında bir adamsınız sizi ben teknik manada 27 yaşına indirebilirim. Ama, yapmam haberiniz olsun derim. 25 yaş gençleştirme yapıldığında yüzü, ağzı, gözü her biri bir yere gider. Yüz hatlarını mecburen bozarsınız. Yüz hatlarını bozmadan yapmak lazım. Normali 10 yıldır, 15 yıldır. Hasta bunu kabul etmelidir.

-Estetik talep eden erkek sayısı artıyor mu?

Artıyor ama kadın ve erkeklerin talepleri ayrışıyor. Mesela saç ektiren bir kadın göremezken her Allah’ın günü yığınla erkek bunun için merkezlere gider. Erkekler burun, gözkapağı, yüz germe talep ediyor. Bazı müdahaleler refah düzeyi yükseldikçe ortaya çıkar. Her insanın yüzünden bir 10 yıl atılması zor bir şey değildir, yararlı da olabilir. Yürüyüşü bile değişir. Çocuklarını aramıyorsa, çocuklarını arayan adam olur. Mühim olan o kişiyi kendisiyle örtüştürmek. Herhangi bir kişiyi olduğu kişi haline getirmek, amacımız budur.

-Hiç tanınmayacak yüz talebi olanlar var mı? Mesela istihbarat amaçlı değişiklikler…

Adli bir olaydır. Yüzdeki değişikliklerin tanınmaz hale gelmesi için mutlaka adli kayıtların tutulması lazım. Yasal olmalı. Şu anda bunun için bir düzenleme ülkemizde var mı ben bilmiyorum. Bir adamın gelip de tanınmayacak miktarda değişmeyi talep etmesi her hekimde bir miktar şüphe uyandırır. Kendisi olmaktan vazgeçmek anormal bir düşünce. Amacımız daha güzel daha hoş olmaktır, başka birine dönüşmek değil. Başka birisi olmayı talep etmek psikiyatrik bozukluk göstergesidir.

Kaynak: Aksiyon Dergisi

one

Saç ekiminde yeni bir yöntem geliştirildi. Artık kafa derisi kesilip dikilmeden saç ekilebilecek. Estetik-plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanı Op. Dr. Muttalip Keser’in icat ettiği iğne sayesinde hem daha kolay hem de daha çok sayıda saç ekilebiliyor. Üstelik mevcut yöntemlerdeki gibi başın arka kısmında dikiş izleri de oluşmuyor. Bilimsel adıyla ‘androgenetik saç dökülmesi’, tüm dünyada erkek ve kadınlarda en sık görülen saç dökülmesi tipidir. Kellik ya da ‘erkek tipi saç dökülmesi’ olarak da adlandırılan androgenetik saç dökülmesi, yalnızca ergenlikten sonra görülüyor. Erkeklerde yaş ilerledikçe androgenetik saç dökülmesinin sıklığı artarken, kadınlarda böyle bir artış gözlenmiyor. Kadınlardaki saç dökülmesi geniş alanları etkiliyor, saçlı derinin hemen hemen bütünündeki saç yoğunluğu azalıyor. Erkeklerde ise çoğunlukla arka ve yanlardaki saçlar korunuyor, buna karşılık önleri ve tepe bölgeleri açılıyor. Op. Dr. Keser, saç ekimini kolaylaştırmak amacıyla ‘saç folikülü (saç kökü) çıkartıcı iğne’ adını verdiği bir icat geliştirdi. Türk Patent Enstitüsü’nce 2003 yılında tescillenen iğne, dünyada sadece birkaç ülkede uygulanan ‘follicular unit extraction (saç kökü çıkartma ünitesi)’ yöntemiyle saç ekimini gerçekleştiriyor. Saç köklerini çıkartmak için özel tasarlanmış uç yapısı olan değişik çaplardaki iğnelerin kullanıldığını aktaran Keser, yöntemin dünyada yalnızca Kanada ve Avustralya’da uygulandığını belirtti. Saç kökü çıkartma işlemini Türkiye’de gerçekleştirmek amacıyla ‘saç folikülü çıkartıcı iğne’ adını verdiği bir iğne tasarladığını anlattı. Saç kökü çıkartma yönteminin üstünlükleri şöyle sıralanıyor: Saç alınan yerde kesme ve dikme işlemi olmuyor. Köklerin alındığı bölgede oluşan 1 milimetreden küçük çaplı delikler birkaç gün içersinde kapanıyor ve kesinlikle iz bırakmadan iyileşiyor. Sadece arka kısma bağlı kalınmadan başın her tarafından saç kökü alınabiliyor. Hatta ihtiyaç halinde göğüs kılları gibi vücudun diğer bölgelerinden alınan kıllar da kullanılabiliyor. 1. seans tamamlandıktan sonra ardından ikinci seans için aylarca beklenmeye gerek kalmıyor. Seanslar arasında iki gün beklemek yeterli oluyor. Alınan foliküler ünit çapı 1 milimetreden küçük olduğu için çok küçük deliklere ekim yapılabiliyor. Bu da daha yoğun ve estetik ekim anlamına geliyor.

Zaman

3 com

Transmed Kliniği uzmanlarından Dr. Melike Külahçı, saç ekimi tekniklerindeki son gelişmeleri ve uygulamaların başarı oranlarını anlattı…

* Androgenetik dökülme nedir?
Dilimize erkek tipi dökülme şeklinde çevrilen ‘Androgenetik alopecia’ ergenlikte başlayıp ileri yaşlara kadar devam edebilen, genetik olarak erkeklik hormonlarını zararlı olarak algılayan saç köklerinin varlığı nedeni ile oluşur. Bu dökülme iki kulak arasındaki saç çemberindeki kökleri etkilemez. Başlayışı ve ilerleyişi çok tipik bir yol izler. İlerlemiş tipleri saç çemberi hariç tüm başta kelliğe yol açabilir.

* Herhangi bir cerrahi yöntem kelliğe gerçekten çare olabilir mi?
Saç ekimi yöntemleri androgenetik kelliğin en etkili, kalıcı ve popüler tedavileri konumundadır. Günümüzde kaliteli ve deneyimli bir ekip tarafından uygulanan saç nakli sonrası son derece doğal görünüme sahip, aslından ayırt edilemeyen sonuçlar elde etmek mümkündür. Bugün tüm dünyada erkeklerin en çok tercih ettikleri estetik girişim olarak bilinmektedir.

YÖNTEM SEÇİMİ İYİ YAPILMALI
* Saç naklinin başarısı kanıtlandı mı?
Saç nakli 40 yıldan fazla bir süredir başarıyla uygulanmaktadır. Foliküler ünite tekniğinin kullanımındaki son ilerlemelerle, saç nakli cerrahisinin sonuçları aşama kaydetmiştir. Hiçbir zaman dökülmeyerek varlıklarını nakledildikleri bölgede sürdüren bu saçlar tamamen doğaldır ve özel bir bakım gerektirmezler.

* Kimler saç nakli için en uygun kişilerdir?
Verici alanı yeterli, sağlıklı erişkin erkeklerin çoğu saç nakli için uygundur. Saç ekimi her yaş grubuna uygulanabilir. Bir hasta için hangi yöntemin uygun olup olmadığının belirlenmesinde verici bölgedeki saç yoğunluğu, kafa derisinin gevşekliği, saç dökülme tipi, saç rengi ve dalgalı veya düz olması gibi pek çok faktör rol oynar. Saç ekimi operasyonu için iyi bir aday olup olmadığınıza karar verebilmeniz için uygun bir merkeze gidip, uzman görüşü almanız yeterli olacaktır.

* Sadece erkeklere mi saç ekimi yapılıyor? Kadınlar hangi durumda saç nakline başvuruyor?
Erkekler kadar sık olmasa da kadınlar da saç dökülmesiyle karşılaşabilir. Bazı kadınlarda saç dökülmesi genetik olabilir, bazılarında ise cerrahi girişimler ya da yaralanmalardan sonra görülebilir. Kadınların saç nakli operasyonu için uygun olup olmadıkları, saç dökülme nedenine göre belirlenir. Bu nedenle, kadın ve erkeklerin muayenesinde farklı yönlerden inceleme yapılır.

SEYRELEN SAÇ SIKLAŞTIRILIR
* Saç nakli için uygun yaş var mıdır?
Yaşı 18-21 arasında olan ve saçları dökülen çok genç hastanın bir klinik tarafından dikkatle takibi gerekir. Dökülmenin hızı ve yerleşimi trikoskopi cihazı ile izlendiğinde, gelecekteki saç durumu hakkında ipuçları verebilir. 21-25 yaş arasındaki hastanın saç dökülmesine karşı, doktor gözetiminde ilaçla tedavi bugünkü tıbbi literatüre göre uygun görülüyor. Tıbbi tedaviye başlayan gençlere ek olarak cerrahi girişimle saç nakli önerilebilir. Böylece seyrelen saçlar sıklaştığı gibi, dökülme de kontrol altına alınır. Saç nakli için bir yaşlılık sınırı yoktur. 70 yaşında bile, yeterli verici alan varsa saç naklinin yapılabildiğini gösteren bilgiler var.

* Saç ekimi nasıl gerçekleştiriliyor? Farklı uygulamalar var mı?
Saç ekimi girişimi, ‘saç çemberi’ dediğimiz iki kulak arasındaki saçlı deriden veya vücudun herhangi bir yerinden sağlıklı köklerin alınarak, saçlanması istenilen alanda açılan kanallar içine yerleştirilmesi işlemidir. FUT yani “Foliküler Ünite Transplantasyonu” tekniği, saç çemberi denilen iki kulak arasındaki sağlıklı saç köklerinin cerrahi yöntemle şerit halinde alınarak, saçlanması istenilen alanda açılan kanallar içine yerleştirilmesi işlemidir. FUE yani “Foliküler Ünite Ekstraksiyonu”nda ise verici alan tabir edilen iki kulak arasındaki saç kökleri tane tane alınarak naklediliyor. Bu işlem vücudun herhangi bir yerinden; göğüsten, sırttan alınan foliküler ünitelerle de yapılabiliyor. İşlemin özelliği, verici alanda iz bırakmaması. Her iki teknik de saçlandırılan alanda hiçbir iz bırakmaz.

* Kişinin hangi bölgesinden kıl alınarak saç oluşturulacağına neye göre karar veriliyor?
İki kulak arasındaki saçlar yeterli ise, birinci tercih kafadan saç kökü alarak operasyonu gerçekleştirmek. Verici alandaki saç kökleri yetersiz olduğunda, göğüs ikinci tercihtir. Ancak, vücudun herhangi bir yerinden, örneğin sırttan alınan foliküler üniteler de saçsız bölgeye nakledilebiliyor. Vücut kıllarının sayısı yeterli olmadığından, kafadaki verici bölgeden alınan saç kökleri ile harmanlamak gerekir.

* Saç ekimi uygulamaları süre olarak toplam ne kadar sürüyor?
FUT operasyonları, bir doktor ve altı, yedi hemşire tarafından yaklaşık dört-beş saatte yapılıyor. Bu tekniğin en büyük avantajı, bir günde daha fazla saç kökünün ekilebilmesi. Bu konuda uzmanlaşmış bir klinik bir oturumda 6 bin-7 bin saç kökünü altı-sekiz asistandan oluşan büyük bir ekiple gerçekleştirebilir. FUE tekniğinde ise, bir doktor tarafından saç kökleri tek tek verici bölgeden alınarak, direkt olarak alıcı bölgeye ekim yapılıyor. Her seansta 500-800 saç kökü olacak şekilde, üç ile dört seansta toplam yaklaşık 1.500- 3 bin saç kökü nakledilebiliyor. Tane tane kök toplama tekniğini dünyada pek az sayıda klinik günlük çalışma programında yapabiliyor.

* Bu işlemler yapılırken acı duyuluyor mu?
Saç nakli, lokal anestezi altında yapılan, ağrısız, güvenli bir operasyondur. Hasta ameliyat süresince gazete okuyabilir ve televizyon izleyebilir, hemen sonra normal hayatına dönebilir.

Sabah

2 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • ışıl: iri göğüs iyidir güzeldir. fakat yastık gibi olanı da hiç güzel gelmiyor. 170 santimlik...
  • yasemin toğa: peki bu tedavi çatlaklarda kesin sonuç veriyormu .yoksa sadece çatlakların...
  • ozlem: tavsiye edebileceginiz botox uzmani varmi acaba?ist. ve izmir olursa sevinirim.Ve fiyatlar...
  • ozlem: merhabalar,henuz kirisikliklarim yok ama yanaklarimin daha dolgun olmasi icin botox...
  • ASLI: tamam da canım hangı hastane ? sen nereye gittiysen bızde oraya gıdelım

Estetik Haber Arşiv

moda