Cildimiz içimizin aynasıdır…

Pırıl pırıl, kusursuz bir cilde sahip olmak zor değil. Öncelikle yüzümüzde beliren beklenmedik değişimler için bilmemiz gereken basit önerilere dikkat edelim.

- Sabahları uykudan uyandığınız zaman göz kapaklarınız şişmiş olabilir. Bu durumda ne yapabilirsiniz?

Sütlü besinlerden uzak durun.

Göz kremlerini fazla kullanmayın. Derinin kolayca emebildiği jelleri tercih edin.

Göz jeli ya da temizleyici uygularken göz kapaklarına hafifçe masaj yapın.

Bol bol su için

- Gözlerin altlarında beliren beyaz noktacıklar için ne yapılabilir?

Cilt kurumasın diye bol miktarda nemlendirici kullanıldığında deri altında biriken sebum maddesi bu beyaz noktacıkları yaratır. Beyaz noktacıklar da siyah noktacıklar gibi daha hafif içerikli nemlendirici kullanmakla bu noktalardan kurtulabilirsiniz. Eğer bu uygulamadan bir sonuç alamazsanız, bir cilt uzmanı sorunu kolayca giderir.

Yanaklardaki ince damarlarda kırılmalar olursa bu sorundan kurtulmak için ne yapılabilir?

Damarların kırılması, genellikle dolaşım bozukluğuna işarettir. Damarların duvarlarını güçlendirmek için A ve E vitaminlerini almalısınız. Ardından atkestanesi özü bulunan cilt bakımı malzemelerini kullanın. Yüzünüzü lifle ovuşturmayın, retinol içeren kozmetik ürünlerini kullanmayın, baharatlı yiyeceklerden, alkollü içkilerden uzak durun. Aşırı sıcak yerlerde bulunmayın. Özellikle saunaya gitmeyin.

- Siyah noktacıklardan kurtulmak için ne yapmak gerekir?

Öncelikle suyla çalkalandığı zaman temizlenen temizleyici kremleri kullanın. Yüzünüzü fazla ovuşturarak temizlemeyin. Kullandığınız nemlendirici su bazında üretilmiş bir nemlendirici olmalı. Yağ bazında üretilen krem türü nemlendiriciler cildin gözeneklerini kapatabilir. Yüzünüzü sık sık lifle temizlemelisiniz. Ölü deri hücreleri de siyah noktacıklar yaratabilirler.

4 com

Ünlü ya da ünsüz, artık erkekler de estetik operasyona sıcak bakıyor. Günümüzde kimse yaşlanmak istemiyor. Herkes mükemmel görünmenin yollarını arıyor. Artık erkekler de göz kenarlarındaki kırışıklıkları önemsiyor, fazla yağlarını, büyük burnunu, hatta ince bacaklarını sorun edip bunları düzeltmeye çalışıyor. Uzmanlara göre estetik operasyon yaptıranların başında iş adamları, yönetici, avukat, doktor ve sanatçılar geliyor. Burun düzeltme, yağ aldırma, saç ektirme, kırışıklılar, meme küçültülmesi ve kas astırma; erkeklerin en fazla yaptırdığı operasyonlar arasında…

KADINDAN ÇOK YAPTIRIYORLAR
Çoğu erkek, operasyonlarını gizli gizli yaptırmak istiyor. Birçoğu güzelleşmeyi neştersiz çözümlerde arıyor. Ancak uzmanlara göre; eşleriyle birlikte estetik operasyon için gelen erkekler çoğunluğu oluşturuyor. Erkek hasta sayısı büyük artış gösterirken, estetik cerrahideki yeni tekniklerde artık erkekler de hedef alınıyor. Erkekleri yenilemek için hedefi hızlandırılmış operasyonlar var. Erkekler arasında en fazla talep gören operasyonların başında kaş astırma geliyor. Operasyon yalnızca 10 dakika sürüyor. Bu uygulamayı erkekler neredeyse, kadınlar kadar sık yaptırmaya başladı. Hafta sonu uygulanan operasyonların ardından hastalar pazartesi günü iş hayatına rahatlıkla dönebiliyor. Küçük morluklar oluşursa da, bunlar rahatlıkla kamufle edilebiliyor. Operasyona girişen hastalar günlük hayatlarından kopmuyorlar. Yapmamaları gereken tek şey; basketbol ve futbol gibi temas sporlarına bir süreliğine ara vermek…

Hafta sonu estetiği yaptırdı
Türkiye’ye hafta sonu estetiği programını getiren Doç. Dr. Cemal Şenyuva’nın kendisi de hafta sonu ameliyatı yaptırdı. 40′lı yaşlarının başında göz kapaklarını toplatıp, boyun altındaki torbaları kaldırttı. Şenyuva, iki gün sonra yapılan bir kongreye bu operasyonlardan sonra rahatlıkla katılabildiğini söylüyor. Amerikalı bir estetik cerrah arkadaşının yüzünü gerdiğini, karşılığında da arkadaşının kendisine bu operasyonları yaptığını anlatan Şenyuva, “Göz kapaklarımdaki küçük kızarıklıklar dışında ameliyatın hiçbir belirtisi kalmadı” diyor. Yorgunluk ve aşırı çalışma temposu nedeniyle göz kapaklarında düşüklük meydana geldiğini anlatan Şenyuva, “Artık kendimi çok daha dinamik hissediyorum. Hastalarıma tavsiye ettiğime göre kendim de uygulamalıyım diye düşündüm” diyerek yaptığı ameliyatları anlatıyor.

Dr. Ney göz altı torbalarını aldırdı
Hollywood ünlülerinin doktoru olarak tanınan Dr. Roland Ney, 60 yaşında olmasına rağmen 40′lı yaşlarda gibi görünmesinin nedenini yaptırdığı küçük estetik operasyonlara bağlıyor. Erkeklere uygulanan operasyonların birden yapılmaması gerektiğine inanıyor. Küçük müdahalelerin doğallığı korumada daha etkili olduğunu savunuyor. Dr. Roland Ney, 10 yıldır botoks yaptırarak kaş arasındaki kırışıklıklardan ve yüzüne sert ifade veren görünümden kurtulduğunu anlatıyor. Bununla birlikte göz çevresine ameliyatla müdahale ettirmiş. Dr. Ney, “Büyük sonuçlar beklemek yersiz. Küçük dokunuşlar, doğal görünümümü hiçbir şekilde bozmadı” diyor.

Prof. Dr. Onur Erol kaşlarını astırdı
Ünlü estetikçi Prof. Dr. Onur Erol da estetik ameliyatı olan uzmanlar arasında yer alıyor. Plastik Cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu tarafından Prof. Dr. Onur Erol’a yapılan ameliyatların ardından Erol’un yüzü daha dinç bir görünüm kazandı. Ünlü doktorun geçirdiği bu operasyonları arasında kendi geliştirdiği yöntemler de kullanıldı. Doku kokteyli yöntemiyle Dr. Onur Erol’un kaşları asıldı ve göz kapaklarına estetik uygulandı. Boyun bölgesindeki sarkma giderilerek, yüz hatları düzeltildi.

Dr. Naci Çelik Botoksunu Kendi Yapıyor
Botoks uygulamasını kendine yapan doktorlardan biri de Dr. Naci Çelik… 38 yaşında ve tam dört yıldır botokstan yararlanıyor. Dr. Çelik, özellikle alın ve göz çevresindeki kırışıklıklarına kendi kendine botoks uyguladığını söylüyor. Son olarak altı ay önce bir uygulama yapmış. Dr. Çelik, “Kendime uygulamaya korktuğum hiçbir operasyonu hastalarıma uygulayamam” diyor.

Sabah

none

AJDA Pekkan, Deniz Akkaya, Petek Dinçöz, Ebru Şallı ile birlikte binlerce kişinin dokularının, eksi 196 derecede özel bir doku bankasında saklandığını biliyor muydunuz? Ünlülerin karından, bacaktan hatta kalçadan aldırdığı yağ dokuları, gelecekte yaptıracakları estetik ameliyatlarda kullanılacak!

Bu yöntemde, hastadan daha önce alınan dokular, kokteyl haline getirilip, nakledildikleri bölgede mucizeler yaratıyor. Üstelik acısız…

Sözgelimi apandisit ameliyatı için hastaneye yattınız. Küçük bir operasyonla sağlığınıza kavuşacaksınız. Ameliyat sırasında cerrahın normal olarak çöpe atacağı atık dokularınızı özenle saklamalarını tembihleyin. Zira bu dokular bir süredir güzelliğiniz için kullanılabilecek çok önemli malzeme sayılıyor. Estetik ameliyatlarda, kırışıklıkların giderilmesinde yapay maddelerin yanı sıra insanların kendi dokularından da yararlanılıyor. Vücudun herhangi bir yerinden alınan yağ dokuları istenilen bölgelere enjekte edilerek kırışıklıklar gideriliyor. Özellikle sık sık estetik ameliyat yaptıran ünlülerin tercih ettiği dokunun enjekte edilmesi, dünyadaki en gelişmiş estetik cerrahi uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor.

DOKULARINIZ ÇÖPE GİTMESİN!

Kişinin kendi dokusundan yararlanma, aslında plastik cerrahide yaygın olarak uygulanan yöntemlerden. Örneğin kaburgadan alınan kıkırdak, yüzdeki bir bölgeye aşılanabiliyor veya yanık nedeniyle deri kaybına uğramış bir kişiye, yine vücudunun başka bir bölgesinden deri alınıp, deri kaybı olan bölgeye aşılama yapılıyor. Derinin alt tabakasından “dermis” denilen, kolojen açısından çok zengin olan tabakadan bir parça alınarak yüze, dudağa nakledilebiliyor. Ancak tüm bunlar, neşter kullanılarak gerçekleştiriliyor. Estetik amaçlı olarak da çok sınırlı bölgede uygulanıyor. İşte Prof. Dr. Onur Erol’un buluşu olan doku kokteyli sayesinde ‘bıçak altına yatmadan’, son derece basit ve acısız biçimde bu dokuların estetik amaçlı nakledilmesi mümkün oldu. Bugün tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ‘doku kokteyli’ kişilere kendi dokularının son derece ince uçlu iğneler yardımıyla naklini sağlıyor.

Doku kokteyli derinin alt tabakası ile onun daha da altındaki gözenekli yapıların özel sıvılarla karışımından elde ediliyor. Apandisit gibi herhangi bir ameliyatın ardından ortaya çıkan doku kalıntıları bile bu kokteylin hazırlanması için kullanılabiliyor. Derinin altında bulunan dermis tabakası ve altındaki yağ, mikro aşı halinde yüze verilebiliyor. Bu sayede neşter kullanmadan iğnelerle doku nakli yapılırken, hatları düzeltilerek, yüze taze bir görünüm veriliyor. Hazırlanan doku kokteyli en az üç yıl özel doku bankalarında dondurulmuş halde saklanarak ihtiyaç olduğunda kullanılıyor.

ESTETİKTE YENİ ÇIĞIR AÇTI

Doku kokteyli ile yüzün hatları yeniden oluşturulabiliyor, dudaklar kalınlaştırılırken elmacık kemikleri dolgunlaştırılıyor. Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi için de yine bu özel kokteylden yararlanılıyor. Kaşlar kaldırılıyor, yüzdeki yaralar, çukurluklar dolduruluyor. Vücudun herhangi bir yerindeki kusurlar yine bu kokteyl enjekte edilerek düzeltiliyor. Üst bacaktaki çarpıklıkların giderilmesinde bile doku kokteyline başvuruluyor. En zor kırışıklık tedavilerinden biri sayılan el kırışıklıklarının düzeltilmesi için de bu özel karışımdan yararlanılıyor.

Geliştirdiği doku kokteylinin estetik cerrahide yeni bir trend yarattığını ve bunda amacın en doğalı yakalamak olduğunu savunan Prof. Dr. Onur Erol, bu yöntemle ilgili şunları söylüyor:

” Bizim geliştirdiğimiz doku kokteyli, uluslararası kongrelerde büyük ilgi gördü ve benimsendi. Deri içindeki dokular zamanla erir ve yıpranır. Yağ enjeksiyonunda, karın veya kalçadan alınan yağlar, eksi 196 derecede dondurulup saklanabiliyor. Alınan bu dokularla hazırlanan karışımlar hastanın yüzüne enjekte ediliyor. Genelde yüze estetik amaçlarla enjekte edilen yabancı maddelerin kalıcılığı yüzde 40-60′tır, kalanı dokular tarafından emilir ve kaybolur. Oysa yüzü germeye gerek kalmadan uygulanan doku kokteylinin tutma oranı yüzde 95. Kokteyli, derinin dermis tabakası, dermis altındaki kısımlar, kas parçaları ve bir miktar vücut yağından oluşturuyoruz. Bu malzeme adeta bir melhem haline getiriliyor, meme küçültme, karın germe ameliyatından artan yağlar da eklenince mükemmel bir karışım elde ediliyor.”

“Türk Lokumu” adını verdiği ve tıp litaratürüne giren burun biçimi ve bu ameliyatın yapılabilmesini sağlayan yöntemin ardından yine en doğal estetik yöntemlerden biri olan doku kokteyli ile estetik cerrahide yeni çığır açtıklarının altını çizen Prof. Dr. Erol’a göre, “Hastaların çoğu vücutlarına yabancı madde girmesini istemiyor. Bu durumda kendi dokuları ile yapılan düzeltmeleri tercih ediyorlar. Yeni trend küçük cerrahi müdahalelelerle gençlik ve güzelliğe ulaşmak.”

PROF. ONUR EROL DA ESTETİKLİ

Kendi kliniğindeki doku bankasında 2 bine yakın kişinin dokularının saklandığını da anlatan Onur Erol, “Eksi 196 derecede dondurulan dokular gerekli zamanlarda eritilerek tekrar uygulamaya alınabiliyor. İsteyenlere kendi dokularından dudaklarına enjekte ederek dudaklarını kalınlaştırabiliyoruz. Kaşlarını kaldırtıyoruz ya da kırışıklıkları dolduruyoruz,” diyor.

Ünlü estetikçi Prof. Dr. Onur Erol da estetik ameliyat olan uzmanlar arasında. Plastik Cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu tarafından Prof. Dr. Onur Erol’a yapılan ameliyatların ardından Erol’un yüzü daha dinç bir görünüm kazandı. ‘Doku kokteyli yöntemiyle Onur Erol’un kaşları yukarı kaldırıldı, göz kapaklarına da estetik uygulandı. Deri fazlalığı toplandı, oluşan torbalar alındı. Boyun bölgesindeki sarkma giderilerek yüz hatları düzeltildi.

Doku kokteylini Prof. Erol’a uygulayan estetik cerrah Dr. Hıfzı Velidedeoğlu bu kokteylin estetikte kullanılan en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu söylüyor. Velidedeoğlu’na göre, estetik amaçla tatbik edilen yabancı maddeler birkaç ay ya da yıl içinde vücuttan atılırken, insanların kendi dokusu ömür boyu kalıyor.

12 com

1. Öncelikle gözünüzün altında yanağınıza inen derin bir çukur varsa bu çukur mutlaka doldurulmalı. Standart alt göz kapağı ameliyatları bu sorunu çözmez, hatta daha derinleştirebilir. Bu çukur gözaltı torbalarını oluşturan yağların aşağı doğru yayılması ve yanakların yukarı kaldırılması ile giderilmeli. Bu şekilde elmacık kemiklerinden alt göz kapaklarına doğru uzanan kesintisiz dümdüz bir yüzey oluşmalı. Bu genç ve diri gözükmek için olmazsa olmaz bir kural.

2. Yanaklarınızda ciddi bir sarkıklık varsa bu mutlaka düzeltilmeli. Bunun için endoskopik tekniklerden yararlanmak ve yanakları kaldırmak ya da alt göz kapağı ameliyatı sırasında orta yüzü yukarıya almak mümkün.

3.Üst göz kapağı için alın mutlaka değerlendirilmeli. Eğer alnınız ve kaşlarınız gözlerinizin üzerine yığılmışsa önce bunlar düzeltilmeli, şaka germe (temporal lifting) ile kaşlar doğru konuma alınmalı. Daha sonra üst göz kapağında hala sarkma varsa bu tedavi edilmeli. Kaz ayakları da şakak bölgesindeki sarkmadan ortaya çıkar ve şakak germe ile büyük ölçüde ortadan kalkar.

Her iki göz kapağında da bu yukarıda saydığım sorunlar giderildikten sonra sadece kas ve deri fazlalıklarını almak yeterli olacaktır.

Konuyla ilgili bana en sık sorulan sorulardan birkaçını sizlerle paylaşmak isterim:

Neden göz kapağı ameliyatı ile başka ameliyatları beraber yapmak gerekiyor?

Çünkü yaşlanmaya hep bir bütün olarak yaklaşmak gerekiyor. Göz kapakları genellikle başka bölgelerin problemlerini de üzerlerinde taşıyorlar. Eğer bu problemleri ayrı ayrı görüp düzeltmezsek tek başına göz kapakları sadece yüze hafif bir aydınlık verecektir. Örneğin alın ve kaşlar aşağıya sarkmış ise sadece üst göz kapaklarını düzeltmek hemen hemen hiçbir fark yaratmaz.

Göz torbalarını dolduran yağlar yaşlanmayla mı artıyor?

Bu yağlar aslında artmıyor. Sorun önlerindeki bariyer dokuların zayıflamasında. Göz torbalarının alınması çok sık yapılır ama nadiren gereklidir. İlk altı ay çok memnun kalırsınız ama daha sonra gözlerinizde çökme başlar ve bu sizi yaşlı gösterir. Doktorunuza ameliyattan önce mutlaka bunu danışın.

İdeal göz şekli yuvarlak mı çekik mi?

Bence günümüzde hafif çekik, badem gözler çok daha çekici. 1950′lerde büyük gözlü olmak modaymış. Aynı şekilde kaşların düz olması tercih edilmeli. Eski moda kaşlar kavisli idi.

Alt göz kapağı derisinin fazla alınması göz kapağının aşağı çekilmesine neden olabilir ve bu ciddi bir komplikasyondur.
Göz torbalarının sebebi torbaları dolduran yağların fazla olması değil önlerindeki bariyerin zayıflamasıdır. Tedavisi de bu bariyerin düzeltilmesi olmalı.

Bu küçük sayılacak bir ameliyat olmasına rağmen sonrasında göz kapakları çok kolay şişer. Bu yüzden bir hafta kadar insan içine çıkmayacak şekilde kendinizi organize edin. Bu ağrılı bir ameliyat değil. Hastanede yatmanıza gerek yok. Gözleriniz de ameliyattan sonra açık olacak. Sadece göz kapaklarında ince bantlar olacak.

Enfeksiyon göz kapaklarında çok nadirdir. Ancak kanama korkulan bir komplikasyon olabilir. Göz derisi altına bir miktar kanama olması normaldir. Bu gözde morluk şeklinde gözükür ve hemen hemen bütün göz kapağı ameliyatlarında karşılaşılır. Ancak göz torbalarının alındığı durumlarda bu yağları besleyen damarlarda oluşacak bir kanama göz arkasında görme sinirine bası yapabilir ve görme kusurlarına ve körlüğe dahi yol açabilir. Bu çok nadir bir komplikasyon da olsa literatürde böyle durumlar bildirilmiştir.

En korkulan ve nispeten sık görülen komplikasyon ise alt göz kapağında aşağı doğru çekilme olmasıdır. Bu olasılık ikinci kez ameliyat olan hastalarda artar. Sorun genellikle göz derisinin gereğinden fazla alınmasıdır ve tedavisi de eksik derilerin yerine konmasıdır. Bunun için üst göz kapağından deri almak gerekebilir.

Bu ameliyat sırasında gözün saydam tabakasına zarar verilme ihtimali de var. Bu insana olmayacak bir şey gibi gelse de ameliyatın sivri ve keskin aletler ile göze çok yakın yapıldığını ve az da olsa bir riskin her zaman olabileceğini düşünmekte fayda var.

Mynet.com

13 com

İnsanlarda Göz kapağı derisi diğer bölgelere oranla daha ince ve narindir. Buna karşılık çok hareketli, ter ve yağ bezleri açısından fakir. Bu nedenle vücuttaki deri yaşlanması ilk olarak göz kapaklarında ve çevresinde başlıyor. Mucizevi etki iddialarıyla ortaya çıkan kozmetiklerin, kullanıcıların beklediği oranda durdurucu veya toparlayıcı olduklarını söylemek zor. Plastik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Murat Emiroğlu, “Mimiklerden, kötü kozmetiklerden ve güneş ışınlarından uzak durun” diyor.

Torbalar neden oluşuyor? Nasıl başedilir?

- Göz altı torbalarının gelişiminde yerçekimi, ultraviyole ışınlar, adale hareketleri, adalenin zayıflamasına bağlı yağ dokularının fıtıklaşması ve yanlış kozmetik kullanımının etkisi büyük. Önlenmesi için güneş ışınlarına daha az maruz kalmak, mümkün olduğunca az mimik hareketi yapmaktan başka çare yok. Bu torbaların daha çok uzun saatler güneşte kalanlarda ve öğretmenler, sahne sanatçıları gibi kuvvetli ışıkta çalışanlarda görülmesi bunun kanıtı. Çözümü, cerrahi müdahale.

Neden göz çevresine ayrı ürünler öneriliyor? Birçok kremin göz çevresine sürülmesine izin verilmiyor?

- Göz kapakları daha ince ve narin. Tıbbi olarak onaylanmamış kozmetiklerin göz kapaklarına uygulanması sakıncalı. Diğer bölgelerde kötü etkileri görülmeyebilen kozmetikler, göz kapaklarında vahim etki yapabilir.

Göz altı ve çevresindeki kırışıklıklara nasıl müdahale edilir?

- Göz çevresi kırışıklıklarının nedeni karmaşık. Adale hareketlerine dik doğrultuda gelişen dinamik kırışıklıklar hem alt hem üst göz kapağı, hem de gözün yan tarafında (kaz ayağı) görülüyor. Yerçekiminin etkisiyle alın ve kaşla birlikte üst göz kapağında düşme, alt göz kapağında sarkma oluşuyor. Hatta ileri dönemde göz kapağı dışa doğru dönüyor. Göz kapaklarındaki yağ bölmelerinde bulunan yağ dokuları, yaşlanmayla birlikte destek dokular zayıfladıkça aynen karında olduğu gibi fıtıklaşabilir. Bu süreç göz kapağı sarkıklığını artırır, belirginleştirir. Ayrıca, vücudun diğer bölgelerindeki deriye oranla, göz kapağı derisi güneş ışının olumsuz etkilerine karşı daha duyarlıdır. Bütün bu etkiler nedeniyle gelişen kırışıklıklar cerrahi veya cerrahi dışı yöntemlerle azaltılabilir.

Cerrahi olmayan yöntemlerin etkisi uzun süreli mi?

- Botoks ve dolgu maddesi kullanımı son yıllarda cerrahi olmayan yöntemler arasında ön plana çıktı. Botoks, kırışıklığa neden olan adalelerin geçici olarak, üç ila alt ay süreyle felç edilmesiyle etkisini gösterir. Dolgu maddeleri ise deride ince çöküklükler yaratan kırışıklıkların doldurularak belirsizleştirilmesinde kullanılır. Ayrıca, peeling yöntemleriyle de kırışıklıkların azaltılması mümkün. Her üç yöntemin de etkileri geçici.

Kalıcı yöntemler hangileri?

- Kalıcı değişiklik yalnızca cerrahi yöntemle elde edilebilir. Blefaroplasti, göz kapaklarının gençleştirilmesi için yapılan ameliyattır. Lokal anesteziyle yapılabilir. Bu ameliyatta hem derideki kırışıklıklar giderilir hem de sarkan adale ve yağ dokuları doğal hallerine getirilerek yeniden sarkmaları engellenir. Bu ameliyattan sonra hastaların genellikle şikáyet ettikleri yorgun bakış düzelir. Göz kapaklarının görünümü en az 10-15 yıl geriye alınır. Ameliyatı takiben hasta bir ila üç gün sonra işine veya normal günlük aktivitelerine dönebilir.

UCUZU SEÇECEKSENİZ HİÇ YAPTIRMAYIN

Göz altı torbaları ve kırışıklıklarında ameliyat ne zaman gündeme gelir?

- Tıbbi ve kişiye özel nedenlere göre karar verilir. Şayet üst göz kapağı görmeyi engelleyecek kadar sarkmışsa, alt göz kapağı yerçekiminin etkisiyle dışarıya doğru dönmeye başlamışsa blefaroplasti ameliyatı tıbbi olarak gereklidir. Estetik amaçla verilecek kararda hastanın tercihi dikkate alınmalı. Kişi kendini daha mutlu hissedecekse, daha genç bir görünüm elde etmek veya gözlerindeki “yorgun bakış” halinin giderilmesini istiyorsa ameliyat yapılmalı. Blefaroplasti ameliyatında herhangi bir yaş kısıtlaması yok, her yaşta rahatlıkla uygulanabilir.

İz kalır mı?

- Kesiler, doğal çizgilerden yapıldığından belirgin iz kalmaz. Üst göz kapağındaki kesi katlanan derinin içinden, alt kapak kesisi ise kirpiklerin hemen altından yapılır.

Göz kapağına yönelik girişimler nerelerde yapılabilir?

- Göz kapağı derisi çok ince olduğundan, çok daha titiz ve itinalı olmak gerekir. Cerrahi veya cerrahi olmayan tüm girişimler mutlaka iyi eğitim almış ve deneyimli bir plastik cerrah tarafından yapılmalı. Şayet ekonomik problemler doğru kişiye ulaşmanıza engel olacak düzeydeyse daha ucuzunu tercih etmek yerine hiç yaptırmayın. Çünkü tıbbi girişimlerde yapılabilecek hataların sonucunda kötü izlerden görme kaybına kadar varabilen zararların çoğundan geri dönmek hiç kolay değil.

Yaşlanma korkusuyla gittiğiniz merkezlerde zarar görmeyin

Son yıllarda piyasada sayıları gittikçe artan, çok iddialı sloganlarla reklamları yapılan birçok krem ve kozmetiğin yararları sınırlı, etkileri geçici. Etkileri sadece derinin dış katmanına yönelik. Polipeptid içeren bazı ürünler uzun süreli kullanıldığında yüzde 30’a kadar düzelme elde ediliyor. Bazı ürünlerde polipeptidlere ek olarak botoks etkisi yaratan kimyasallar bulunuyor. Bazı güzellik merkezleri süslü ışık ya da ısı yayan, herhangi bir tıbbi değeri olmayan makinelerlekırışıklıkları giderdiğini iddia ediyor, yaşlanmaktan endişe edenlerin zaafından yararlanıyor. Kimileri yağ inceltmek veya sarkan derileri eski haline getirmek iddiasıyla deri altına çeşitli solüsyonlar enjekte ediyor. Bu tür yerlerdekişiler boşa para harcamak bir yana, ciddi tıbbi zarar görebiliyor. Yasalar uygulanmadığı için bu yara günden güne derinleşiyor.

Göz çevresindeki küçük keseler yüksek kolesterol habercisi

Göz kapaklarında görülen küçük kesecikler ve beyaz lekeler genellikle üç ana başlıkta incelenir. “Milia,” epitel artıklarının oluşturduğu küçük kistlerdir. “Syringoma,” küçük çaplı ve iyi huylu tümörlerdir. “Xanthalesma” ise yaygın, geniş tabakalar halinde görülen oluşumlardır. Göz kapağında ayrıca vücudun diğer bölgelerindeki deride görülen tüm iyi ve kötü huylu tümörlere rastlanabilir. Bunları basit cerrahi müdahalelerle tedavi etmek mümkün. Xanthalesma, kolesterol yüksekliğini işaret ettiği için bu hastalara kan testi önerilir. Bu lezyonlar zamanla büyüyeceğinden, kötü huylu dönüşüm olasılığı olmasa da bir an önce çıkartılmalı. Çıkartılacak bölge ne kadar küçükse cerrahi müdahale de o kadar basit olacaktır. Bu sebeple hastalar şüphelenilen en küçük oluşumlar için dahi bir uzmana danışmalı.

Genç cildin iç ve dış düşmanları

Doğal yaşlanma süreci 20’li yaşların ortasında başlar. Genetik yapı ve dış etkenlere bağlı olarak gelişir. Kollajen ve derinin elastikiyetini sağlayan elastin üretimi azalır. Deri hücrelerinin yapımı ve ölü hücrelerin yıkımı yavaşlar. Sürecin etkileri kimi zaman yıllar sonra belirgin hale gelir. Örneğin, bazılarının saçlarında 20’li yaşlarda başlayan grileşme, diğerlerinde 40’lı yaşlara kadar belirgin hale gelmeyebilir. Yüzde yaşlanmayı hızlandıran dış faktörler arasında en önemlisi güneş ışınları. Mimiklerin, yerçekimi, uyuma pozisyonları ve sigara kullanımının da önemli bir payı var.

Yazar: Mesude ERŞAN

11 com

Son Yazılan Estetik Haberleri

En Çok Okunan Haberler

En Çok Yorum Yapılan Konular

Son Yorum Yapılanlar:

  • pınar seda aydın: kalıcı kirpik ekimi konusunda bilgi ve iletişim bilgilerini öğrenmek istiyorum....
  • hüseyin: heralde bu ameliyatı türkiyede en son olan kişi benimdir.yaşım 37 olmasına rağmen bütün...
  • Rahmi: 50 yaşındayım şimdiye kadar farketmedim testislerim üç adet herhangi bir rahatsızlığım ve...
  • mert: Ben saç ektirmek için bekiliyorum teknoloji saçları kısa kestirmeden ve çok ucuza kellikten...
  • behiye: romatizma ğrıları bu yıl daha fazla rahatsız etmeye başladı havlrın yağışlı ve yağmurlu...

Estetik Haber Arşiv

Estetik Haber Etiketleri

estetik cerrahi